(818 S. K. m. 101, 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı-k.davacı A. D.ç vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat Ş. Ş. ile davalı-k.davacı vekili avukat E. U. geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kerre dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, tarafların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasındaki Keşan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/93 Esas sayılı dava dosyasında; arsa payı devri inşaat yapım işinde 9.6.2000 günlü bilirkişi raporuna göre davacı ve karşı davalı yüklenicinin arsa sahibinden olan alacağı 4.291.000.000 TL., arsa sahibinin üçüncü kişilere ödediği paranın toplamı ise 575 milyon TL. olarak saptanmıştır. Tarafların bu miktarların dışındaki bilirkişilerce bulunan alacakları ise paranın geç ödenmesi yüzünden uğradıkları munzam zarar alacağına ilişkindir. Mahkemece, davalılar karşılıklı olarak ve taleple bağlı kalınarak, 1'er milyar TL. için hüküm altına alınmıştır. Daire'mizin yerleşik uygulaması uyarınca, munzam zarar somut olarak kanıtlanmadıkça varsayımlarla ispat edilmiş sayılmayacağından davacı yüklenicinin alacağı imalat bedelinden 4.291.000.000 TL., davalı arsa sahibinin ise 575 milyon TL.den ibarettir. Davalı ve karşı davacı arsa sahibinin alacaklı olduğu 575 milyon TL.sı 1997/93 sayılı davada 1 milyar TL. olarak hükme bağlandığından eldeki davada arsa sahibince açılan davanın reddi yerine hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Karar açıklanan bu nedenle davacı ve karşı davalı yüklenici yararına bozulmalıdır.
3- Yukarıdaki bendde söylendiği gibi yüklenicinin imalat bedeli alacağı raporda 4.291.000.000 TL. olarak saptanmıştır. Bu tutarın 1 milyar TL.sı önceden hüküm altına alındığından davacı yüklenicinin bu davada talep edebileceği miktar 3.291.000.000 TL.dır. Önceki hüküm daha azına ilişkin bulunmakla 1 milyar TL. dışındaki yüklenici alacağının kesinleştiğinden söz edilemez. Davacı ve karşı davalı önceki davada faiz istemediğinden 1 milyar TL.sı için ilk davanın açıldığı 18.6.1997 tarihinden geçerli faiz isteyebilir. Kalan ve bu davada hüküm altına alınması gereken 3.291.000.000 TL. ilk davada talep konusu yapılmadığından bu miktar için faize ilk dava değil ikinci davanın açıldığı 9.4.2001 tarihinden geçerli hüküm kurulabilir. Tüm bu yönler gözardı edilerek orta yerde tarafların alacakları yönünden bütünüyle kesinleşmiş hüküm varmışçasına ve BK.nun 101. maddesindeki temerrüde dair yasa buyruğu bir yana bırakılarak asıl davanın yazılı olduğu şekilde kabulü de yanlış olup kararın bu nedenle de davalı ve karşı davacı arsa sahibi yararına bozulması gerekir.
Sonuç: Yukarıda 1. bendde yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, hükmün 2.bend gereğince davacı ve karşı davalı yüklenici, 3.bend uyarınca da davalı ve karşı davacı arsa sahibi yararına BOZULMASINA, 375.000.000'er milyon TL. duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 30.06.2004 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy