(818 S. K. m. 207, 360)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat Harun Tavşancıl geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Asıl ve birleşen davada, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapılan binanın ortak yerlerindeki eksik ve kusurlu işlerin bedeli talep ve dava edilmiş, mahkemece, arsa sahiplerinin davası BK.nun 363. maddesinin yollamada bulunduğu aynı Kanunun 207. maddesinde öngörülen 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu ve mevcut ayıplar açık ayıp olup kullanım hatasından oluştuğu gerekçesi ile zamanaşımı ve esastan, arsa maliki dışındaki üçüncü kişilerin davası da bu davacılar ile davalı yüklenici şirket arasında akdî ilişki bulunmaması nedeniyle husumetten reddedilmiş, hüküm davanın ve birleşen davanın davacıları tarafından temyiz edilmiştir.
1-Mahkeme kararı davacılardan İlhan Özalp adına da temyiz edilmiş ise de, bu davacının dava açıldıktan sonra 19.4.2000 tarihinde vefat ettiği ve geriye mirasçı olarak kızı Gülnur Özalp ( Chattı )'yı bıraktığı, anılan mirasçının hükmü temyiz eden avukatlara vekaletname vermediği gibi kendisine karar tebliğ edilmesine rağmen yasal süre içinde temyiz yoluna da başvurmadığı anlaşıldığından bu davacı adına yapılan temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davada 11 kişi, birleşen davada ise 17 kişi davacı sıfatıyla yer almıştır. Davacıların bir bölümü arsa sahibi, bir bölümü arsa sahiplerinden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişi durumundadır. Bir kısım davacıların ise bağımsız bölümleri kimden satın aldıkları dosya kapsamından anlaşılamamaktadır. Arsa sahiplerinin akdi ilişkiye dayanarak kendi bağımsız bölümleri yönünden dava ve talep haklarının bulunduğu kuşkusuzdur. Diğer davacılar yönünden ise, öncelikle bağımsız bölümleri ne şekilde iktisap ettikleri araştırılmalı, yükleniciden iktisap edenlerin doğrudan dava haklarının bulunduğu, arsa sahiplerinden iktisap edenlerin ise iktisap ettikleri arsa sahipleriyle birlikte dava açmaları durumunda halefiyet esasına göre dava haklarının bulunduğu kabul edilmelidir. Davacı sıfatıyla davada yer almayan arsa sahiplerinden bağımsız bölüm satın alan üçüncü kişiler ise yüklenici ile aralarında akdî ilişki bulunmadığından bu davayı açamazlar. Daire'mizin yerleşik uygulaması bu yöndedir. Mahkemece arsa sahibi dışındaki davacıların durumları açıklığa kavuşturulmadan ve yukarıda değinilen kurallara göre aktif husumet ehliyetlerinin bulunup bulunmadığı araştırılmadan yazılı şekilde herkesin ancak kendi âkidine yönelebileceği gerekçesiyle davanın reddi doğru olmamıştır.
3-Binaya yapı kullanma izni 22.12.1993 tarihinde alınmış, ayıplar ortaya çıktıktan sonra davacılar tarafından 8.5.1998 tarihinde tespit yaptırılarak, 13.10.1998 ve 10.3.1999 tarihlerinde iş bu davalar açılmıştır. 20.9.1998 tarihli tespit raporu ile mahkemece alınan 6.7.2000 tarihli ilk bilirkişi kurulu raporunda değinilen eksik ve ayıpların tümü gizli ayıp niteliğindedir. 28.3.2002 tarihli ikinci bilirkişi kurulu raporunda bu ayıplar açık ayıp olarak değerlendirilmişse de zamanla ortaya çıkan bu ayıpların açık ayıp niteliğinde bulunduğu kabul edilemez. Ayıpların gizli ayıp niteliğinde olduğu ve davacıların arsa payları nispetinde tazminat talebinde bulunabilecekleri kabul edilerek davanın sonuçlandırılması gerekirken, binanın Aralık 1993'de teslim edildiğinden ve olayda uygulama yeri bulunmayan BK.nun 207. maddesinde yazılı 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bentte yazılı nedenlerle davacı Gülnur adına yapılan temyiz isteminin reddine, ( 2. ) ve ( 3. ) bentte yazılı nedenlerle hükmün temyiz eden davacılar yararına BOZULMASINA, 375,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 4.7.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy