(3194 S. K. m. 18) (818 S. K. m. 41)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalılar vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Naci Ö. geldi. Davalılar avukatı gelmedi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait 6863 parsele davalıların maliki bulundukları 6866 parselin tecavüzlü olduğunu bu nedenle kendi parseline yapmak istediği inşaatı geç yapması nedeniyle inşaat maliyetlerindeki artıştan dolayı 28.941.035.000 lira, uğramış olduğu kira kaybından dolayı da 7.029.000.000 lira talep etmiş, mahkemece 4.628.000.000 lira kira kaybına hükmedilmiş verilen kararı her iki taraf vekili de temyiz etmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının tüm davalının sair temyiz itirazları reddi gerekmiştir.
2- Davalı taraf, davacının daha önce murisleri hakkında aynı iddia ile açmış olduğu davada tazminat talebinden vazgeçtiğini ileri sürerek davanın reddini savunmuş ise de, davalıların murisi hakkında müdahalenin önlenmesi ve tazminat istemi ile açılan ve davalının davadan önce ölmüş olması nedeniyle reddine karar verilen Küçükçekmece 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/142-E,1171-K sayılı dava dosyasında davacı müdahalenin önlenmesi yanında kendisine ait taşınmaza tecavüzlü olarak yapılan bahçe duvarının kaldırılması için gereken gideri istemiş ve yargılama sırasında bahçe duvarının kaldırılması için gereken gider isteminden vazgeçmiştir. Temyize konu edilen davadaki istemle, daha önce açılan davadaki istemler farklı olması nedeniyle mahkemece işin esası hakkında hüküm kurulmuş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davacının inşaata geç başlaması nedeniyle uğramış olduğu tazminatı talep edebilmesi için, karşı yanın eyleminin haksız olması gerekir. Davalılar, imar uygulaması sonucunda kendilerine ait binanın davacıya ait taşınmaz içinde kaldığını savunmuş olmalarına rağmen, mahkemece bu konuda herhangi bir araştırma ve inceleme yapılmamıştır. İmar Kanununun 18.maddesinde, yapıların bedellerinin, ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe ve aralarında başka bir anlaşma temin edilmedikçe veya şüyuu giderilmedikçe bu yapıların eski sahipleri tarafından kullanılmasına devam olunacağı hükmü getirildiğinden davalıların kötü niyetli olup olmadıklarının tespiti için bu savunma üzerinde durulmalıdır. Davalıların eylemlerinde haksız olduklarının anlaşılması halinde, haksız müdahale nedeniyle karşı yanın uğramış olduğu zararı karşılamaları gerekir. Ancak bu haksız eylem nedeniyle zararın varlığı ve miktarı davacı tarafından kanıtlanmalıdır. Bu da haksız müdahale olmasaydı, davacı bu kısmı ne şekilde kullanacak olduğunu kanıtlayarak, bunu yapamamasından kaynaklanan zararının bilirkişiye hesaplattırılması şeklinde olmalıdır. Davacı müdahale nedeniyle inşaatın 80 m2'lik kısmını tamamlayamadığını iddia ettiğine göre, inşaatın tecavüz dışındaki nedenlerden dolayı (davacı arsa sahibi ile yüklenici arasındaki ihtilafın inşaat süresine etkisi gibi) inşaatın süresinin uzamasına etki eden nedenler de incelenerek alacak hesabının buna göre yapılması gerekir.
Hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda 1991 yılında alınan yapı ruhsatına göre yapılması gereken bina esas alınmak suretiyle 16.5.1991 (ruhsat tarihi) -8.9.1999 dönemi için hesap edilen kira kaybına hükmedilmiştir. Dava dilekçesinde vaki müdahale nedeniyle inşaatın 80 m2 lik kısmı ayrık tutularak kalan bölümün inşaatının tamamlandığı açıklandığı halde, raporda binanın hiç yapılmamış gibi değerlendirilerek hesap yapılmış olması, ayrıca ruhsat tarihinden sonra inşaatın tamamlanıp kullanılmaya başlanabilmesi için belli bir süreye (inşaat süresine) ihtiyaç olduğu halde, ruhsat tarihinde inşaat yapılıp tamamlanmış gibi tazminat hesabının bu tarihten başlatılmış olması;
Dava haksız eylem nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Bu nedenle dava tarihine kadar gerçekleşmiş bir zarar var ise bunun tazmini istenebilir. Dava 8.3.1999 günü açıldığı halde bu tarihi aşar şekilde 8.9.1999'a kadar tazminat miktarını hesaplayan bilirkişi raporuna göre hüküm kurulmuş olması;
Davacı dava tarihinden önce taşınmazdaki bir kısım payını devrettiği halde bu hususun dikkate alınmamış olması doğru görülmemiş kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1.bentte açıklanan nedenlerle davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davalılar yararına BOZULMASINA, davalılar duruşmada vekille temsil olunmadığından duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy