(2004 S. K. m. 105, 143, 277, 282) (1086 S. K. m. 73)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı Ahmet Önalan vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı Ahmet Önalan vekili avukat Mustafa Yavaş geldi. Davalı Mehmet Önalan vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı Ahmet Önalan vekili dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Anılan Yasanın 282. maddesinde iptal davalarının borçlu ve borçlu ile hukuki ilişkide bulunan kimseler ve mirasçıları aleyhine açılacağı öngörülmüştür. Bu hüküm hasım olarak borçlu ile birlikte borçlunun hukuki ilişki kurduğu kişi arasında dava arkadaşlığının varlığını ifade eder. Alacaklı iptal davasını bu kişilere yöneltmek zorundadır. Kural olarak mecburi dava arkadaşlığının söz konusu olduğu yerde hasmın ayrıca dava edilmesine lüzum olmayıp dava dilekçesinin kendisine tebliği ve duruşma için davetiye çıkarılması suretiyle davaya dahil edilmesi mümkündür. Bu zorunluluk yasadan kaynaklanmış olup, görevinden ötürü hakimin kendiliğinden gözönünde bulundurması zorunludur. Somut olayda borçlunun doğrudan tasarrufta bulunduğu Ayşe Önalan'ın 3. kişi sıfatı ile davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkili tamamlanmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Ayrıca, iptal davasının açılabilmesinin ön koşulu alacaklının elinde kesin (İİK. madde 143) veya geçici (İİK. madde 105) aciz belgesi bulunmasıdır. Davada kesin aciz belgesi sunulmadığı gibi borçlu adresinde 25.11.2002 ve 7.5.2004 tarihlerinde yapılan hacizlerde borçlunun başkaca haczi kabil malı bulunmadığı tutanakta belirtilmediğinden, bu tutanakların geçici aciz vesikası niteliğinde olduğundan söz edilemeyeceği aşikardır. Önkoşulu gerçekleşmeyen davanın esası incelenemez ise de, Dairemizin yerleşik uygulamaları ile yargılama sonuna kadar (karar düzeltme aşamasında dahi) aciz belgesi sunulabileceği kabul edildiğinden, yasanın aradığı biçimde kesin veya geçici aciz belgesi ibrazı için alacaklıya süre tanınarak, ibraz edildiği takdirde işin esasına girilerek hüküm kurulmak, aksi durumda ön koşulu gerçekleşmeyen davanın reddine karar vermek gerekir.
Bu yön nazara alınmayarak davanın esasına girilmesi ve yazılı şekilde iptal hükmü kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak temyiz eden davalı Ahmet'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalı Ahmet'e geri verilmesine, 08.12.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy