(2004 S. K. m. 277) (1086 S. K. m. 409) (4389 S. K. m. 15)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddeleri uyarınca tasarrufun iptali istemine ilişkindir. Mahkemece 5.12.2003 tarihli oturumda takip edilmeyen dava dosyasının HUMK. nun 409/1. maddesine göre işlemden kaldırılmasına, 7.5.2004 tarihinde HUMK. nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına ve temlik alan vekilinin 7.10.2004 tarihli dilekçe ile yaptığı yenileme isteminin reddine dair verilen kararlar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
4389 sayılı Bankalar Kanunu'na, 4672 sayılı Kanun ile eklenerek 31.1.2002 tarihinde yürürlüğe giren ve 4743 sayılı Kanun ile değişikliğe uğrayan 15. maddesinin 9. fıkrası (c) bendinde, devralan bankaların alacaklarıyla ilgili davaların zamanaşımı ve hak düşürücü süreler dahil her türlü sürenin temlik tarihinden itibaren fon bakımından 9 ay süreyle duracağı öngörülmüştür. 26.12.2003 gün 25238 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5020 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile de bu süre, üç ay süreyle durur şeklinde değiştirilmiştir.
Dava konusu olayda, Pamukbank A.Ş.nin açtığı dava ile ilgili alacak 19.12.2003 tarihinde Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na devredilmiştir. Temlik önceki yasa döneminde yapıldığından usul hukuku ile ilgili süre değişikliğinin yürürlüğe girdiğinden itibaren uygulanması gerekir. 5020 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler 26.12.2003 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girdiğinden bu tarihten itibaren üç aylık durma süresi geçtikten sonra yenileme ile ilgili üç aylık sürenin başlatılması ve buna göre HUMK. nun 409/5. maddesine göre davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerekirken 4389 sayılı Kanunun değişik 15/9-c maddesi gözden uzak tutularak henüz yenileme süresi dolmadan 7.5.2004 tarihinde davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru olmamıştır.
Esasen yenileme süresi geçmiş olsa dahi, temlik alan TMSF Bankalar Kanunu uyarınca harçtan muaf olduğundan vekilinin verdiği 7.10.2004 tarihli dilekçenin dava ekonomisi bakımından yeni bir dava dilekçesi niteliğinde kabul edilip esas defterine kayıtla yargılamanın sürdürülerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi de kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Belirtilen nedenlerle kararların bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda yazılı nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararların davacı yararına BOZULMASINA, 18.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy