(818 S. K. m. 158, 325, 356)
Dava: Hükmün temyizen tetkiki taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı karşı davalının tüm, davalı karşı davacı mirasçılarının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yüklenici T. İnşaat Turizm A.ş. ile arsa sahibi A. arasında yapılan ve Ankara 25. Noterliğince doğrudan düzenlenen 31.01.1994 günlü, 7723 yevmiye numaralı ve "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi Yoluyla Daire Karşılığı İnşaat Sözleşmesi" başlıklı sözleşmenin feshine yönelik bildirim, 26.07.1999 gün ve 21954 yevmiye sayılı ihtarname ile arsa sahibi tarafından yüklenici şirkete yapılmış olup; bu şirket fesih ihbarını kabul etmekle beraber, feshin ve sebeplerinin haksız olduğu itirazında bulunmuştur. Gerçekten de, yüklenici şirket yanlar arasındaki sözleşmenin ifasını sağlamak amacıyla uğraşı verirken, arsa sahibi tahammül süresini beklemeden fesih bildiriminde bulunduğundan tamamen kusurludur.
Kural olarak, taşınmaz payı temlikini de içerdiğinden kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi, tek taraflı bildirimle istenemez ve feshe mahkemece karar verilmesi gerekir ise de; feshin kabulü yönünden taraf iradelerinin birleşmesi durumunda taraflar arasındaki akdi ilişki sona erer. Somut olayda da aralarındaki sözleşmenin geriye etkili olarak feshi yönünde taraf iradeleri birleşmiştir.
Yanlar arasındaki sözleşmenin 19. maddesi; "işbu mukavele hükümlerine bütün taraflar uyacaktır. Uymayan taraf diğer tarafa o güne kadar harcadığı parayı verecek ve ayrıca 500.000.000.TL ( Beşyüz milyon Türk Lirası ) para cezasını ödemeyi kayıtsız şartsız kabul edeceklerdir" hükmünü içermektedir. Bu sözleşme hükmü ve Borçlar Yasası'nın 108. maddesi gereğince, yüklenici davacı, menfi zararlarının tazminini isteyebilir.
İş-arsa sahibinin kusuruna dayanılarak sözleşmenin feshi halinde, yüklenicinin "olumlu zarar" kapsamında sayılan kar kaybı, Borçlar Kanunu'nun 356/1. maddesinin yollamasıyla aynı kanunun 325. maddesindeki esaslar dahilinde "kesinti yöntemine" göre hesaplanır. Ancak, yanlar arasındaki sözleşmenin az yukarda kapsamı belirtilen 19. maddesinde kararlaştırılan ceza Borçlar Yasası'nın 158/3. maddesi hükmünde öngörülen "dönme cezası" olup, davacı yüklenici ancak bu cezayı alabilir. Bunun dışında cezayı aşan zararını ispat etse dahi isteyemez. Çünkü, dönme cezası ile tarafların kesin miktardaki bir ceza içinde tüm zararlarını karşılamayı amaçladıkları kabul edilir. Saptanan ve hukuksal durum bu olunca da; yüklenici davacının kira kaybına ilişkin olarak hükmedilen ( 1.440.000.000.- ) TL maddi tazminat hakkında da davanın reddi gerekirken; mahkemece kabulüne ve ödetilmesine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda ( 1. ) bentte belirtilen nedenlerle davacı karşı davalı yüklenici şirketin tüm, davalı karşı davacı A. mirasçılarının sair temyiz itirazlarının reddine, ( 2. ) bentte açıklanan sebeplerle temyiz itirazlarının kabulüne ve hükmün A.P. mirasçıları yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcının istekleri halinde temyiz eden davalı k. davacılara geri verilmesine, 14.07.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy