(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacılar vekili tarafından istenmiş ise de davetiye pulu olmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, arsa payı devri karşılığında inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı arsa sahipleri açtıkları bu davada akdi feshettiklerini ileri sürerek geç teslimden dolayı oluşan alacak, inşaattaki daireler arasındaki değer farkının, eksik bırakılan iş bedelinin tahsilini ve 4 nolu dairenin, bu mümkün olmadığı takdirde onun yerine 5 nolu dairenin 1/3'ünün davalılar adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına tapuya tescilini talep etmişler, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davacılar vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacıların diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2- Davada akdin feshedildiği bildirilmiş ise de, taleplerin ifaya yönelik olması nedeniyle davacıların amacının akdin ifası yönünde gerçekleştiğinin kabulü zorunludur. Sözleşmelerine göre ruhsat alımından itibaren 12 ay içinde inşaatın teslimi gerekmektedir. Temel üstü ruhsat 15.9.2000'de alınmış ve mahkemece bu tarihten itibaren 12 ay içinde eserin teslim edildiği görüşüyle gecikme alacağı istemi reddedilmiştir. Oysa ruhsatın sözleşmeden yaklaşık 1,5 yıl sonra alındığı görülmektedir. Ruhsat alımı için yüklenici tarafından zamanında müracaat edilmesine rağmen idari mercilerden kaynaklanan sebeplerle ruhsat alımı gecikmiş ise bu takdirde yüklenicinin gecikmeden dolayı sorumlu tutulması mümkün değildir. Yüklenici süresinde müracaatını yapmamış ise bu durumda ruhsatın geç alınması kendisini sorumluluktan kurtaramayacaktır. Bu nedenle mahkemece ruhsatın alınması için gerekli makul süre belediyeden sorulup, bilirkişiden alınan ek raporla saptanarak ve eserin teslim edildiğini ispat külfeti yükleniciye ait olup, iskan ruhsatının alınmamış olması da gözetilerek gecikme süresiyle ilgili alacak talebi karara bağlanmalıdır.
Öte yandan inşaatta fazladan yapılan dairelerin tapularının iptali ve tescilini isteme hakkı Kat Mülkiyeti Kanunundan değil eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bu nedenle tescil istemi BK. nun 355 vd. maddeleri, İmar Kanunu ve sözleşmedeki hükümler dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Ortada kaçak ve imara uygun hale getirilemeyecek bir yapı var ise davacı arsa sahipleri yapının gerektiğinde yıkılmak suretiyle imar mevzuatına uygun hale getirilmesini isteyebilirler. İmara uygunluk sağlanabiliyorsa bu takdirde sözleşmedeki paylaşım oranları dikkate alınarak tapu iptal ve tescil istemi karara bağlanmalıdır. Mahkemenin bu konudaki talep hakkında görevsizlik kararı vermesi yerinde bulunmamaktadır.
Yine davacıların talepleri arasında yer alan daireler arasındaki değer farkıyla ilgili istem bilirkişi raporunda değerlendirildiği halde mahkemece hüküm altına alınmamış olması doğru değildir.
Bu konular üzerinde yeterince durulmadan eksik incelemeyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 1. bent uyarınca davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 17.05.2005 ününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy