(2004 S. K. m. 94)
Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı Erdal Dirican ile davalı Nihat Bingül vekili avukat Aysun Ulusoy geldi. Sair davalılar gelmediler. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı asil ile davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre yerinde olmayan tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davalı Nihat'a verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 1,10 YTL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 27.10.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Davalılar Korunak İnş.Tur.San.Tic.Ltd.Şti. ile Hüseyin Demir arasında kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesi düzenlenmiş, sözleşme uyarınca inşaat tamamlanmıştır. SSK.dan ilişiksizlik belgesi alınamadığından iskan izni verilmemiş, belediyenin bu işlemi de idare mahkemesince iptal edilmiştir. Sözleşmeye göre yükleniciye ilişkin son dairenin devri iskan koşuluna bağlıdır.
Davacı, yükleniciden alacaklı olup, yapılan icra takibinde İİK.nun 94. maddesince yüklenici adına son dairenin tescili istemiyle dava açma yetkisi almış ve bu davayı açmıştır. Sair davalı Nihat Bingül, arsa sahibinden yükleniciye ilişkin davaya konu daireyi satın almış, adına tescil ettirmiştir. Davacı, bu davalının da iyiniyetli olmadığı iddiasındadır. Gerçekten Nihat Bingül vekili mahkemeye verdiği 7.3.2003 günlü dilekçesinde, %50 hissedarı bulunduğu, Aydın Kauçuk Ltd.Şti.nin Korunak Ltd.Şti.nden alacaklı olduğunu, Ankara 15. İcra Müdürlüğü'nün 2001/10162 s. dosyasıyla icra takibine başladığını bildirmiştir. Bu haliyle iyiniyetli üçüncü şahıs olmadığı, davacı gibi yüklenicinin alacaklısı olduğu açıktır. O durumda yüklenici adına tescile yetki belgesi alan davacının, inşaatın iskan masraflarını karşılamak suretiyle (birlikte ifa kuralı uyarınca) yüklenici adına tescili isteyebileceği kabul edilmelidir. Mahkemenin davacıya bu hususta süre vermeden iskan raporu alınmadığına göre daireyi istemeye hak kazanmadığı gerekçesiyle davayı reddi ve böylece arsa sahibince yüklenicinin başka alacaklısına dairenin tümüyle devrini uygun görmesi yüklenicinin sair alacaklısına öncelik tanımadır. Kaldı ki, dairenin değeriyle iskan masrafları karşılaştırılmadan, yüklenicinin arsa sahibinden olan alacağını tamamen aldığından söz edilemeyeceği de açıktır. Kararın bu sebeplerle bozulması yerine aksine düşünceyle çoğunluğun onama kararına katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy