(818 S. K. m. 321, 355, 356, 359, 362) (1086 S. K. m. 284)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı şirket temsilcisi H.T geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı temsilcisi dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü.
Karar
Dava, eser sözleşmesine dayalı alacağın tahsili istemiyle açılmıştır.
Davalı kötü ve itinasız iş yapıldığını belirterek davanın reddine savunmuştur.
Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında 04.09.1995 tarihinde gemi tadilat işlerinin yapımı ve bedeli konusunda sözleşme imzalanmış, tarihsiz ek sözleşmeyle de ekstra işler ile bedelleri ödeme şekli kararlaştırılmıştır. Ek sözleşmede gösterilen 25.02.1996 tarihinde 180.000 DM ödeme yapılmadığından eldeki dava açılmıştır. Mahkeme sözleşme detaylı yazılmadığı, teknik şartnamesi bulunmadığı ve hiçbir uyuşmazlık olmaksızın 445.000 Alman Markının ödenmesi gözetilerek alacak hesaplayan bilirkişi raporuna itibarla hükme varmıştır. Gerçekten asıl sözleşmede yapılacak işler açık seçik sayılmamıştır. Ek sözleşmenin ödeme planında bir kısım işler sayılmış, son dilim ödemenin de geminin denizde teslim edileceği gün yapılacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesinde teknenin önemli ölçüde tamir ve tadili ile tenezzüh teknesi (yat) haline getirilmesi konusunda sözleşme yapıldığı açıklanmıştır.
Kural olarak BK'nın 355 ve devamı maddelerinde yer alan eser sözleşmelerinde, yüklenicinin sorumluluğu işçinin hizmet akdindeki sorumluluğuna dair olan hükümlere tabidir (BK.356/l. md. BK. 321.md. yollamasıyla). Yüklenici eseri, iş sahibinin yararına olacak şekilde amacına uygun ve özenle meydana getirmekle yükümlüdür. Sözleşmelerde geminin yat haline dönüştürülmesi amaçlandığına göre işinin uzmanı sayılan ve basiretli tacir gibi hareket etmek zorunda olan yüklenici ifayı amaca uygun gerçekleştirmek zorundadır. Hükme dayanak raporda bu hususlar üzerinde durulmamış, yeterli inceleme yapılmadan ödemelere oranlanarak sonuca varılmıştır. Bu haliyle raporun Yargıtay denetimine elverişli ve itirazları cevaplandıracak nitelikte olmadığı açıktır. O halde yapılması gereken iş, yeniden oluşturulacak uzman bilirkişilere dosya, -gerektiğinde tekne üzerinde- inceleme yaptırılarak, davacının tekneyi denize elverişli hale getirme mükellefiyeti ve teknenin mevcut haliyle kabul edilebilir niteliği ayrıntılı biçimde tartışılıp denetime elverişli itirazları cevaplandıran rapor alınmalıdır (HUMK 284. madde). Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle ve yetersiz bilirkişi raporuyla davanın kısmen kabulü doğru olmamış kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, davalı vekili duruşmaya gelmediğinden duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 13.11.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy