(743 S. K. m. 648) (4721 S. K. m. 722)
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı G.S. geldi. Davalı avukatı gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu 9 nolu bağımsız bölümün davalı yüklenici adına olan tapu kaydı davacı arsa sahibi tarafından açılan tescil davası sonucu iptal edilerek 15/50 payın davacı adına tesciline karar verilmiş, karar 13.9.1996 tarihinde kesinleşmiştir. Tarafların bu şekilde dava konusu taşınmaza müşterek malik oldukları çekişmesizdir.
Kural olarak bu tür mülkiyete tâbi bir taşınmazda bir malikin taşınmazı kullanan diğer maliklerden ecrimisil talep edebilmesi için taşınmazdan yararlanma isteğini karşı tarafa iletmiş olması zorunludur. Buna intifaden men şartı denilmekte olup, bu şartın gerçekleşmesi ecrimisil istenen süreden önce davacı paydaşın davaya konu taşınmazdan ya da gelirinden yararlanmak isteğini davalı paydaşa bildirmiş olmasına bağlıdır. Somut olayda davacı paydaş 8.7.1999 tarihinde keşide ettiği ihtarla davaya konu taşınmazın gelirinden yararlanmak isteğini davalıya bildirdiğinden söz konusu ihtarın davalıya tebliğ edildiği 11.12.1999 tarihinden itibaren açılan ilk dava tarihi olan 10.8.2001 tarihine kadar asıl dava kapsamında ecrimisile hükmedilmesi gerekirken tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarihten dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisile hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, duruşmada temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.10.2005 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava haksız işgal giderimi istemine ilişkindir.
Yerel mahkemede görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz olunmuştur.
İstanbul İli, Üsküdar İlçesi İhsaniye Mahallesi tapunun ada no 350 parsel no 12'de kayıtlı taşınmaz arsa davacı arsa malikleri G.S. ile N.T.'ye aittir. Davalı yüklenici bu yere kat karşılığı inşaat yapmayı üstlenmiş yanlar arasında Üsküdar 2. Noterliği'nde 23.10.1990 tarihli ve 71809 sayılı düzenleme şeklinde satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlenmiştir. Davalı yüklenici inşaatın yapımına başlamış edimini önemli oranda ifa etmiştir. Ancak sözleşmenin 8. maddesinde yapılacak inşaatın üzerine belediye veya yetkili merciler tarafından yeni kat çıkmasına izin verilmesi halinde bu kat çıkma hakkı verildiği takdirde hisseleri nisbetinde (%50, %50 olarak) aralarında pay edilecektir (imar durumu değiştiği takdirde bu 8. madde geçerlidir.) hükmü yer almaktadır. Anılan madde gereği imar değişikliği olmuş ve bir kat ilavesi gerçekleşmiştir. Ne var ki davalı yüklenici bu yerin tamamını tapuda kendi adına tescil ettirmiştir. Davacı arsa sahipleri davalı yüklenicinin bu tasarrufuna karşı çıkmışlar mülkiyet iddiasıyla Üsküdar 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/583 Esas, 1996/402 Karar sayılı dava dosyasında görülen tapu iptali ve tescil davasını açmışlar yapılan yargılama sonucunda 9 nolu dairenin 15/50 hissesinin tapu kaydının iptali ile davacılar adına tesciline karar verilmiş, hüküm 13.9.1996 tarihinde kesinleşmiştir.
Somut olayda davacılar bu kararın kesinleştiği tarihten itibaren işgal giderimi talebinde bulunmuşlardır. Davalı yüklenici daha öncesinde tescil davası aşamalarında dahi davacıların mülkiyet haklarına karşı çıkmıştır. Davacılar haklarına mahkeme kararıyla kavuşmuşlardır. Gelişen bu olaylar karşısında taşınmazdan davalının faydalanmasına muvafakat etmedikleri net bir şekilde açıklık kazanmıştır. Tescil kararının kesinleştiği tarihten itibaren işgal giderimi tayini için gerekli yasal koşullar oluşmuştur. Ayrıca intifadan men koşulu aramaya gerek yoktur. Bu nedenlerle sayın çoğunluğun yerel mahkeme kararının bozulması yönündeki düşüncesine katılmıyorum. Karar doğrudur, onanmalıdır. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy