(818 S. K. m. 355, 386, 389, 390)
Dava: Hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat M.H.O. geldi. Davalı M. ile davalı ç. vekili gelmedi.
Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve davacı avukatı dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edildikten sonra gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık; 1989 ada, 82 parsel üzerinde arsa payı devri karşılığında yapılan inşaatta davacıya düşen beş adet dairenin ikinci bir sözleşme ile iki adede indirilmesinden kaynaklanan tazminata ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının davalılar Ç. ve A. hakkındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- Davacının davalı M.'ye yönelik temyiz itirazlarına gelince;
Söz konusu inşaat sözleşmeleri davacının vekili sıfatıyla hareket eden davalı M. Tarafından imzalanmıştır. Bu davalının imzaladığı 27.07.1993 tarihli sözleşmede 82 parsele yapılacak inşaattan davacıya beş adet dairenin verilmesi kararlaştırılmış iken, daha sonra aynı vekilce imzalanan 16.12.1993 günlü sözleşmede davacıya verilecek daire adedi ikiye indirilmiştir. Davalı M. savunmasında, bu değişikliğin beş adet dairenin bir kısmının davacının çocuklarına dağıtılması nedeniyle çocukları N., V., S. ve H.'nin daire adetlerinin çoğaltılıp davacı annenin payının azaltılmasından kaynaklandığını belirtmektedir. Ne var ki davacının zararına olduğu açıkça belli olan bu değişikliğe davalı M.'yi vekil olarak görevlendiren davacının onay verdiği hakkında dosyada yeterli delil bulunmamaktadır. Bu şekilde vekalet akdinin kötüye kullanılıp davacının zarara uğratıldığı ortadadır.
Vekil, müvekkilinin talimatıyla söz konusu değişikliği yaptığını ispat etmek zorundadır. Aksi halde zararı tazmin etmekle mükelleftir. Oysa talimatla hareket edildiği ispatlanamadığından mahkemece davalı M. aleyhine açılan davanın esasına girilerek, tescil imkanının ortadan kalktığı tarih itibariyle 3 adet dairenin rayiç bedelinin saptanarak hüküm altına alınması gerekirken davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalılar A. ve Ç.'ye yönelik temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün davacı yararına ve davalı M. aleyhine BOZULMASINA, 400,00.- YTL duruşma vekillik ücretinin davalı M.'den alınarak vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 13.10.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy