(1086 S. K. m. 275) (2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 355, 358, 360)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı avukatı gelmedi. Davalı vekili avukat A.C. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava dilekçesinde, davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında düzenlenen 26.9.1986 tarihli sözleşme gereğince davacının Çatalan Barajı hidroelektrik santral türbin, jeneratör, transformatör ve elektrik teçhizatının teslimatı ve montajı işini üstlendiği, davalı iş sahibinin santral binası ve müştemilatının zamanında teslim edilmemesinden dolayı, davacının işe geç başlaması nedeniyle zarara uğradığı, daha önce açılan kısmi dava ile alacaklı olduklarının tespit edildiği, talep ve dava hakkı saklı tutulan fazla kısım için yapmış oldukları takibe davalının haksız olarak itiraz ettiği iddia edilerek icra takibine vaki itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsili talep edilmiştir. Mahkemece, hukukçu bilirkişiden alınan rapor doğrultusunda itirazın iptaline, %40 icra inkar tazminatı talebinin reddine dair verilen karar her iki taraf vekilince de temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- HUMK'nın 275. ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren konularda hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi, raporunu hazırlarken raporun dayanağı olan somut ve özel nedenleri raporunda göstermek zorundadır. Ayrıca raporu hazırlayan kişinin konusunda uzman olması gerekir.
Dava dilekçesindeki iddialar ve davacının talebi dikkate alındığında hukukçu bilirkişinin bu konuda uzman olmadığı anlaşılmaktadır. O halde, mahkemece, konusunda uzman olmayan bilirkişinin verdiği raporun hükme dayanak yapılması usul ve yasaya aykırıdır.
Bundan ayrı, daha önce açılan kısmi davada alınan bilirkişi raporu daha sonra açılan ikinci davada hakimi bağlamaz. Zira, bilirkişi raporunun kesinlik kazanması ve kazanılmış hak teşkil etmesi, verildiği ilk dava içindir. Bilirkişi raporu, takdiri delillerden olup kısmi davada alacağın dava edilen miktar kadar olduğunun ispat edilmesi yeterlidir. Açılan ikinci davaya konu edilen alacağın miktarının davacı tarafından kanıtlanması gerekir. Bu nedenle, ilk davada alınan bilirkişi raporu bu davadaki alacak miktarının da ispatı için yeterli sayılamaz.
O halde, mahkemece, şimdiki davaya konu edilen alacak miktarı yönünden konusunda uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmak suretiyle sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken eksik inceleme ile ve yeterli olmayan rapora göre karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentteki nedenlerden dolayı davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentteki nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 400,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, 10.11.2005 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy