(818 S. K. m. 101, 366) (2004 S. K. m. 67)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedelinin tahsili için yapılan icra takibine itiraz üzerine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında iş bedeli konusunda yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Taraflar iş bedeli miktarında anlaşamamıştır. Davacının bildirdiği iş bedelini davalı kabul etmemiş ve 2.000,00 YTL olduğunu savunmuştur. Bu durumda iş bedelinin BK.nun 366. maddesi hükmüne göre yapıldığı yıl mahalli rayiçlerine göre saptanıp bu miktardan davalının ödediğini kanıtladığı ve davacının kabul ettiği miktar düşülerek ve davalının ödediğini savunup da davacı tarafından kabul edilmeyen 2.000,00 YTL ile ilgili yemin teklifine hakkı olduğu hatırlatılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanlış değerlendirme ve eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için muaccel olması yeterli olmayıp ayrıca borçlunun usulüne uygun şekilde temerrüde düşürülmesi gerekir (BK. madde 101). Faturanın vade bulunmadığından temerrüde esas alınması mümkün değildir. Eldeki davada takipten önce borçlunun usulüne uygun şekilde temerrüde düşürüldüğü ileri sürülüp kanıtlanmadığından işlemiş faiz talebinin reddi yerine kabulü de yanlış olmuştur. Öte yandan İİK. nun 67/2. maddesine göre itirazın iptali davalarında icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için diğer koşulların yanında alacağın likit olması da gereklidir. Alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu belirlendiğinden likit değildir. Bu nedenle koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı isteminin de reddi yerine kabulü de usul ve yasaya aykırı olmuştur.
Belirtilen nedenlerle hükmün bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent gereğince hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 15.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy