(818 S. K. m. 213, 355) (4721 S. K. m. 2, 706) (2644 S. K. m. 26) (1512 S. K. m. 60)
Hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve teniyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kâğıtlar okundu, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar
Dava, kat karşılığı inşaat yapım sözleşmesine dayalı kira kaybı zararının ödenmesi istemiyle açılmış, davalı sözleşmenin geçersiz olduğunu davanın reddini savunmuş, mahkemenin; kira kaybının ödetilmesine dair karan davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 10.09.1999 tarihli sözleşmeyle davalı kooperatif, davacıya ait A. Mahallesi 54 pafta 759 ada 50 parselde kayıtlı arsa üzerine bina yapımını, 2. kattaki 5 ve 6 nolu daireleri davacıya vermeyi yükümlenmiş, karşılığında kooperatife ait dairelerin tapularının devredilmesi kararlaştırılmıştır. Sözleşme adi yazılı şekilde düzenlenmiş, alınan bilirkişi raporunda inşaatın seviyesi belirtilmeden kira kaybı hesabı yapılmıştır. Kooperatife tapuda henüz pay devredilmiş değildir. Görülüyor ki, bu sözleşmeyle yüklenici bir inşaat yapmayı, arsa sahibi de buna karşılık arsa payı devri suretiyle bedeli ödemeyi yükümlenmiştir. Karma akit niteliğinde yapılan bu sözleşmelerde iki ayrı hukuki müessese vardır. Birisi, geçerliliği şekle bağlı olmayan inşaat yapım (eser sözleşmesi), diğeri ise kamu düzeni bakımından resmi şekilde yapılmadıkça hüküm doğurmayan, taşınmaz malda pay devridir. Taşınmaz malda mülkiyetin devrini içeren sözleşmelerin, Türk Medeni Kanunu'nun 706, Borçlar Kanunu'nun 213, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca resmi biçimde yapılması zorunludur. Kanunun belli bir şekle uyulmasına ilişkin kuralları emredici nitelikte olduğundan hakim görevi gereği kendiliğinden dikkate almalıdır. Sözleşme şekil eksikliği yönünden geçersiz olunca buna dayanılarak herhangi bir istemde bulunulamaz. Ne var ki sözleşme büyük ölçüde yerine getirilmiş ise, geçersizliğinin ileri sürülmesi hakkın kötüye kullanılması olup iyi niyet kurallarıyla bağdaşmaz.(TMK. 2. md.). Dairemizin yerleşen uygulaması da bu yöndedir. O halde mahkemece yapılacak, inşaatın getirildiği seviyenin bilirkişiden ek rapor alınarak saptanması, eserin tümüne yakın bölümü tamamlanmış ise davanın şimdiki gibi kabulü, aksi takdirde yukarıda açıklana nedenlerle reddine karar vermek olmalıdır. Eksik inceleme ve hukuki nitelemede yanılgıya düşülerek hükme varılması bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 22.06.2006 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy