(4721 S. K. m. 683)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Mehmet Urun ile davalı vekili avukat Zekai Yiğit geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık 02.02.1995 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca yapımı kararlaştırılan inşaatın süresinde teslim edilmemesi sebebiyle akdin feshi, davalının inşaata vaki müdahalesinin men'i, kaçak inşaatın kal'i, inşaatın bir değer taşımadığının tespiti ve 5.000,00 YTL tazminatın davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı kooperatif vekilince temyiz edilmiştir.
Sözleşmenin 10. maddesinde en geç 6 ay ikinde imar planının tamamlanacağı imar durumu netleştikten sonra belediye veya başka resmi yerlerden engel olmazsa 4 ay içinde inşaatların projelerinin bitirileceği belirtilmiştir. Sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle davacılara ait taşınmazın inşaat yapımına müsait olmadığı, bunun için imar durumunun kesinleşmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Sözleşmede yer alan bu hükümden belediye veya başka resmi yerlerden çıkacak engellerin inşaat süresine ekleneceği sonucu ortaya çıkmaktadır. Esasen taşınmazın inşaat yapımına uygun hale getirilebilmesi için gerekli imar çalışmaları tarafların iradesine bağlı bir husus da değildir. Bu nedenle davanın açıldığı tarih itibariyle davalının temerrüde düştüğünün kabulü doğru olmamıştır. Ne var ki, sözleşmeye rağmen davalı kaçak olarak inşaata başlamış ve bir kısım inşaatı hazine arazisine tecavüzlü olarak gerçekleştirmiştir. Bu arada taşınmazın bulunduğu yerle ilgili olarak imar çalışmalarının devam ettiği de görülmektedir. Bu durumda mahkemece belediyeden imar çalışmalarının son durumunun sorulması inşaat yapımına uygun hale geldiğinin ve sözleşmesine göre inşaat yapılabileceğinin anlaşılması halinde inşaatı yasal hale getirmesi bakımından davalı kooperatife yeterli süre ve gerekli iznin verilmesi, bu süre içinde inşaatın yapımına yasal engel kalmadığının anlaşılması halinde davanın reddedilmesi gerekir. Aksi takdirde, yani yasal hale gelme imkanı bulunmuyor ise akdin feshine, davalının müdahalesinin men'ine, kaçak yapının kal'ine karar verilmelidir.
Ayrıca; davacılar her ne kadar sözleşmenin 20. maddesine dayanarak 5.000,00 YTL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmişler ve mahkemece de bu istem kabul edilmiş ise de, sözleşmenin 20/B maddesinde düzenlenen bu tazminat sözleşmeden taraflardan birinin dönmesi halinde ödenmek üzere kararlaştırılmış olup davalı kooperatifin sözleşmeden dönmediği anlaşılmakla bununla ilgili talebin de reddi gerekir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile eksik inceleme ve yanlış değerlendirme sonucunda oluşturulan karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı kooperatif yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL vekalet ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalı kooperatife verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 29.02.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy