(2004 S. K. m. 277, 278)
Dava ve Karar: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Erdal Kaya ile davalılar Recep Keleş ve Adnan Coşkun vekili avukat İsmail Gökmen geldi. Davalılar Fethi Çaparoğlu ve Rüştü Coşkun gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali istemine ait olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İİK. nun 278. maddesinde tasarrufa konu taşınmazın gerçek değeri ile satış değeri arasında pek aşağı bir fark bulunması halinde iptale tabi olduğu, 280. maddesinde ise mal kaçırma kastı ile hareket eden ve bu kastı bilmesi gereken kişilere yapılan devir işleminin batıl olduğu hükmüne yer verilmiştir. Taraflar aynı köyde ikamet eden kişilerdir. Uyuşmazlığın öncesinde davalı Fethi davacının düzenlediğini iddia ettiği senetle icra takibi yapmış, takip sırasında davalı Fethi'ye ödemelerde bulunulmuştur. Senedin sahte olduğunun anlaşılması üzerine icranın iadesi sırasında satış işlemlerinin gerçekleştirildiği ortaya çıkmıştır. Tasarrufun iptali davalarında öncelikle bedeller arasında fark bulunup bulunmadığı mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişiden alınacak raporla saptanmalı, bedel farkının bulunduğunun anlaşılması halinde Fethi tarafından davalı Rüştü'ye yapılan satış işlemlerinin iptal edilmesine karar verilmelidir. Sair davalılar Recep ve Adnan'ın durumlarına gelince, dosya kapsamından bütün tarafların aynı köyde ikamet ettikleri, taşınmazların halen borçlunun zilyetliğinde bulunduğu, şahitlerin ifadesine göre borçlu ile sair davalıların arkadaş oldukları anlaşıldığından olayda mal kaçırma kastı ile hareket edildiğinin kabulü zorunludur.
Mahkemece bütün bu hususlar üzerinde durulmadan eksik inceleme ve yanlış değerlendirme ile davanın reddi doğru olmadığından temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda açıklanan sebeplerle davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak vekille temsil edilen davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 14.05.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy