(2004 S. K. m. 277, 283)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekillerince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat I. O. geldi. Davalılar vekilleri gelmediler. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK. nun 277 ve devamı maddelerine göre açılan tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
İİK. nun 283. maddesinin 2. fıkrası gereğince, borçlu ile muamele yapan üçüncü kişi iktisap ettiği malları elinden çıkarmış ise iptal davası bu malların yerine geçen değere taalluk eder ve iptal davasını kaybeden davalı üçüncü kişi bu değer nispetinde tazminata mahkum olur.
Somut olayda, yargılama sırasında vefat eden ve mirasçılarının mirası reddetmeleri nedeniyle terekelerinin iflas yoluyla tasfiyesine karar verilen borçlu davalıların hissedar oldukları İzmir Balçova İnciraltı Mahallesi 6060 ada 1 parsel ve 6061 ada 1, 2, 3 parsel sayılı taşınmazları 14.09.1993 tarihinde üçüncü kişi davalı L. Kanısoy'a toplam 32.800.000 TL. bedelle sattıkları, davalı üçüncü kişi L.'in de bu taşınmazları davadan sonra 27.12.1999'da dava dışı S. Özger'e 60.000.000.000 TL. bedelle sattığı anlaşılmış, bunun üzerine mahkemece dava İİK. nun 283/II. maddesi uyarınca bedele dönüştürülmüş, taşınmazların üçüncü kişi L.'e satıldığı 14.09.1993 tarihindeki bilirkişi tarafından belirlenen gerçek değeri olan 100.000.000 liradan borçluların sorumlu olduklarına karar verilmiştir.
İİK. nun 283/II. maddesi üçüncü kişilerin mallarını elden çıkarma durumunu düzenlemektedir. Aynı madde hükmü uyarınca da iptal davası üçüncü şahsın elinden çıkarmış olduğu mallar yerine geçen değere taalluk ediyorsa, bu değeri nakden tazminle sorumlu olan borçlu değil, üçüncü kişidir. Bu nedenle nakden sorumlu olan kişinin üçüncü kişi davalı L. Kanısoy olduğu, 27.12.1999 tarihinde elden çıkardığı dava konusu taşınmazların bilirkişi aracılığıyla saptanacak gerçek değerinden (icra takibindeki alacak ve fer'ilerini geçmemek üzere) sorumlu olduğu göz önüne alınarak taşınmazların 27.12.1999 tarihindeki saptanacak gerçek değerinin davacı kararı temyiz etmediğinden ve temyiz eden davalılar aleyhine kararın bozulmasına da yasal olanak bulunmadığından 100,00 YTL. yı geçmemek üzere davalı L.'ten faiz yürütülmeksizin tahsiline karar verilmesi gerekirken, taşınmazların davalı üçüncü kişiye satıldığı 14.09.1993 tarihindeki gerçek değerlerinden borçluların sorumlu olduklarına karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın temyiz eden davalılar yararına BOZULMASINA, duruşmada kendilerini vekille temsil ettirmediklerinden davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine, 28.02.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy