(1086 S. K. m. 74, 417) (818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş, davalı vekili tarafından duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat Faik Tanlık ile davalı vekili avukat Ali Sami Serezli geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, eserin teslim alınmasından sonra yapının yıkılmasını gerektirecek derecede oluşan hasarlar ve ortaya çıkan ayıp nedeniyle tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ıslah da dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre taraf vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Dava konusu yapıdaki betonun kalitesiz ve mukavemetindeki düşüklüğün 2001 ve 2002 yıllarında ortaya çıktığı anlaşılmaktadır. Yapının yıkılıp yeniden inşa edilmesi gerektiği Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/11 D.İş sayılı tesbit dosyasında alınan 09.06.2003 ve 30.07.2003 tarihli bilirkişi raporları ile belirlenmiştir. Ortaya çıkan ayıplar zaman içerisinde kullanıma bağlı belirlenebilen gizli ayıp niteliğinde olduğundan, İzmir 17. Noterliği'nden keşide edilen 24.02.2003 gün 02692 yevmiye nolu ihtarname ile yapılan ayıp ihbarı süresindedir. Binanın yıkılıp yeniden yapılması gerektiği de idarece 2003 yılında tesbit edilip öğrenildiğinden hesaplamanın 2003 yılı rayiçlerine göre yapılmasında ve davalı kabule icbar edilemeyecek derecede ayıplı ve ekonomik değeri olmayan eser imal ettiğinden amortisman bedelinin düşülmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Ancak, davalı yüklenici 21.08.1990 sözleşme tarihinde yürürlükte bulunan 1975 yılı deprem yönetmeliğindeki beton, demir vs. cins ve oranlarına göre inşaatı yapmakla sorumlu olduğundan yapının yeniden inşa bedelinin o tarihteki deprem yönetmelikleri gözetilerek 2003 yılı fiyatlarına göre hesaplanması yerine 2000 yılı deprem yönetmeliğine göre demir, çimento vs.nin maliyet hesaplamasını yapan bilirkişi raporuna itibar edilerek davalının sorumlu tutulması doğru olmamıştır.
Öte yandan Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/11 D.İş sayılı tespit dosyasında alınan raporda inşaatın alanı 2640 m2 olarak hesaplanmış, davacı yanca bu miktara itiraz edilmediği gibi alınan rapora dayanılarak eldeki dava açılmıştır. Bu durumda inşaat alanının 2640 m2 olduğu gözetilerek hesaplama yapılması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda talep aşılarak 3084 m2 üzerinden maliyet hesabı yapılması ve mahkemece de bu rapora göre hüküm tesisi HUMK. nun 74. maddesine aykırı olmuştur.
3- Davacı eldeki davayı açmadan önce Foça Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2003/11 D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırmış ve tespit masraflarını ödemiştir. Davacının yaptırdığı delil tespiti masrafları yargılama giderlerine dahil olduğundan davada yapılan yargılama giderlerine eklenerek HUMK. nun 417. maddesi uyarınca haklılık durumuna göre taraflar arasında paylaştırılması gerekirken, tespit masraflarının yargılama giderlerine katılmaması ve bunun sonucu olarak davacı üzerinde bırakılması da usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Kararın belirtilen sebeplerle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle tarafların diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca davalı, 3. bent gereğince davacı yararına BOZULMASINA, 550,00'er YTL duruşma vekalet ücretinin taraflardan ayrı ayrı alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan yekdiğerine verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 07.04.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY:
Eserdeki ayıp 2002 yılında ortaya çıkmıştır. Davacı BK.nun 98 ve 44. maddeleri gereğince davalının zararının artmasına neden olmamak için aynı yıl içinde davasını açmalıdır. Davanın geç açılması yüzünden zararın artmasına kendisi sebebiyet verdiğinden zarar 2002 yılı rayiçleriyle saptanmalıdır.
Öte yandan yıkılması gereken bina 9 yıla yakın kullanılmıştır. Kullanılan binadaki amortisman bedeli de düşülmelidir.
Bozmanın diğer bentlerine aynen katılmakla birlikte bu iki noktadan da kararın bozulmasını düşündüğümden aksine oluşan çoğunluk görüşüne katılamıyorum. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy