(818 S. K. m. 158)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat N. Burak Altıparmak geldi. Davalı vekili gelmedi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davacı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık 23.02.2002 ve 05.01.2001 tarihli sözleşmelerden kaynaklanmış olup davacı iş sahibi, davalı da yüklenicidir. Davada imalatın ayıplı yapılması nedeniyle giderilme bedeli, cezai şart ve tesbit giderinin tahsili istenmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle imalatın gizli ayıplı olduğu ve süresinde davalıya ihbar edildiği anlaşıldığı gibi esasen 23.02.2000 tarihli sözleşmenin 17. maddesinde iş ve malzemenin hatasından dolayı 5 yıl süre ile garanti verildiğinin anlaşılmasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Mahkemece ayıpların giderilmesi süresince cezai şart alacağının tahakkuk ettiği kabul edilerek 25.000,00 YTL.nin davalıdan tahsiline karar verilmiş ise de 23.02.2000 tarihli sözleşmede kararlaştırılan cezai şart BK.nun 158/II. maddesinde düzenlenen ifaya ekli cezai şart niteliğinde olup işin kesin kabulünün 01.03.2002 tarihinde yapıldığı ve imalatın teslim alınması sırasında ihtirazi kayıt ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. Diğer yandan kesin kabulden sonra ortaya çıkacak imalattaki ayıbın giderilmesi süresince cezai şart uygulanacağına dair sözleşmede bir hükme yer verilmemiştir. Bu durumda mahkemece cezai şart alacağının reddi yerine kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yine mahkemece hükme esas alınan raporda ayıpların giderilme bedelinin 2004 yılı mahalli piyasa rayiçlerinden hesaplanması gerekirken aynı yıl birim fiyatlarından hesaplanması da doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş; cezai şarta ilişkin alacak isteminin reddine, ayıplı imalat konusunda bilirkişilerden ek rapor alınarak 2004 yılı mahalli rayiçlerine göre hesaplanacak alacağa hükmedilmesinden ibarettir.
Bu hususlar üzerinde durulmadan mahkemece yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.05.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy