(818 S. K. m. 357, 364, 366, 367)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ise de duruşma isteği temyiz süresi geçtikten sonra yapıldığından istem reddedilmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, yanlar arasında sözlü olarak yapıldığı ileri sürülen sözleşme gereğince açılan su kuyusu işi bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Yanlar arasında yüklenici davacı tarafından açılması yüklenilen kuyu ya da kuyuların, özellikleri ve ölçülerini gösterir anlaşma bulunmamaktadır. Ancak, davada açıldığı ileri sürülen dört adet kuyunun toplam bedelinin 26.202,50 YTL olduğu ileri sürülerek tahsili istenmiştir. Davalı ise, 1, 2 ve 3 numaralı kuyuların davacı tarafından gereksiz olarak açıldığını; 3.562,00 YTL değerindeki 4. kuyunun ise, işe yarar olduğunu, bu kuyunun bedelinin istenebileceğini, gereksiz yere açılan kuyulardan ötürü bedel istenemeyeceğini bildirerek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 20.612,00 YTL alacağın dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 366. maddesi hükmü gereğince, eserin bedeli yanlarca kararlaştırılmamış veya yaklaşık olarak kararlaştırılmış ise; eser-işin bedeli, yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçleri gözetilerek, eserin değeri ve yüklenicinin yaptığı masrafları değerlendirilerek mahkemece belirlenmek gerekir. Somut olayda da, iş bedeli yanlar arasında uyuşmazlık konusu olduğu gibi yapılan tüm işin, bedeli gerektirip gerektirmediği hususu da çekişmelidir. Borçlar Kanunun 364. maddesi gereğince, kural olarak işin bedeli, teslim zamanında ödenir. Eserin parça parça tesliminde bedelin ödenmesi yanlarca sözleşilmişse, her parçanın bedeli, onun teslimi zamanında ödenmek gerekir. Somut olayda, davalı iş sahibinin taşınmazında davacı yüklenicinin dört adet su kuyusunu açmış olduğu ve ilk üç adet kuyudan su çıkmadığı ve dördüncü kuyunun, iş sahibinin amacına uygun olarak açılmış olduğu ve bu kuyudan su çıkarıldığı sabit bulunmaktadır.
Uzman bilirkişi, 20.03.2005 günlü raporunda, su çıkarılamayan kuyuların jeofiziksel ve hidrojeolojik etütlerin yapılmadan ve derin sondaj kuyularından tatlı su çıkarılmasının olanaklı olmadığı düşünülmeden gereksiz yere açıldığını bildirmiştir. Borçlar Yasasının 357/3. maddesi hükmü gereğince, iş sahibinin gösterdiği taşınmazın kusurlu olduğu anlaşılır veya eserin noktası noktasına düzenli olarak, gereği gibi ve zamanında meydana getirilmesini tehlikeye koyacak bir durum ortaya çıkarsa yüklenici, bu durumu iş sahibine hemen bildirmek zorundadır. Eğer bildirmezse, bunun sonuçlarına kendisi katlanmak zorundadır. Ancak, yüklenici genel ihbar yükümlülüğünü yerine getirdiği halde iş sahibi işin ya da eserin yapılmasını istemiş ise oluşacak zararlı sonuçtan kendisi sorumlu olur. Olayımızda, açıklanan bu hususlar mahkemece soruşturulmamış ise de; tarafların bilgisi dahilinde su bulunabilmesi için yüklenici tarafından kuyu açılmasına devam olunduğu ve işin tahmin edilen bedelinden çok fazlaya ulaşacağının anlaşılması ile iş sahibi tarafından yüklenici işe devam ettirilmemiştir. Masraf tutarının tahmini bedelin üzerine çıkacağı yüklenici tarafından iş sahibine bildirilmediği gibi; iş sahibi de gelişmeleri görmesine rağmen yüklenicinin tutumunu değiştirmesi için onu uyarmadığı anlaşılmaktadır. Açılan ve su çıkarılamayan kuyular da iş sahibinin arsası üzerinde inşa edildiğine göre, Borçlar Kanunu'nun 367/II. maddesi uygulanarak, iş sahibinin bu üç adet kuyu inşaatının ulaşacağı bedelinin hakkaniyet gereği olan kısmından davalı sorumlu tutulmalıdır.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla yerinde keşif yapılarak ya da rapor sunan bilirkişiden ek rapor alınarak işin yapıldığı zamandaki serbest piyasa rayiçlerine göre ve Borçlar Kanununun 366. maddesinde gösterilen yöntemle su çıkarılan kuyunun bedeli ile su çıkarılamayan kuyular için de yine aynı Yasa hükmüne uygun usulle bedellerinin saptanması ve yöresel uygulamalar da değerlendirilerek üç kuyunun hakkaniyet dairesinde tazmini gereken bedeliyle, su çıkan kuyunun belirlenen bedelinin davalı iş sahibinden tahsiline fazla istemin reddine karar vermekten ibaret olmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 08.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy