(1086 S. K. m. 445) (818 S. K. m. 53)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde taraf vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, HUMK. nun 445 ve devamı maddelerinde düzenlenen iade-i muhakeme istemine ilişkindir. Mahkemece davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
İade-i muhakeme istemi ödeme konusunda davalı şirket yetkilisinin yalan yere yemin ettiği ve yeni belgeler elde edildiği iddialarına dayalıdır. Mahkemece şirket yetkilisinin yalan yere yemin ettiğine dair kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmadığından bahisle dava reddedilmiştir. Dava, ilk kararın kesinleştiği tarihten itibaren yasal süresi içinde açılmıştır. Her ne kadar ceza mahkemesindeki dava henüz kesinleşmemişse de bu husus başlı başına davanın reddine sebep olamayacağından mahkemece ceza mahkemesinde açılan davanın sonucunun beklenmesi, ödeme belgeleri üzerinde de durularak istem hakkında bir karara varılmalıdır. Bu hususlar üzerinde durulmadan eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın reddi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 500,00 YTL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 31.12.2007 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy