(1086 S. K. m. 275, 284, 525, 533)
Dava: Davacı-k.davalı Erciyas Çelik Boru San. A.Ş. ile davalı-k.davacı T.C.Enerji Bakanlığı DSİ Genel Müdürlüğü arasında çıkan anlaşmazlığın çözülmesi için seçilen Yücel A., Kemal D. ve Mehmet Ü.'dan oluşan Hakem kurulu tarafından verilen 30.10.2007 tarih ve 2007/1251 D.İş sayılı kararın duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı-k.davacı DSİ Genel Müdürlüğü vekili tarafından istenmiş ve dosya Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesince 07.01.2008 tarihli yazı gönderilmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı-k.davalı vekili avukat Muzaffer M. A. ile davalı-k.davacı vekili avukat Nihal Ç. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık 25.11.1999 tarihli sözleşmeden kaynaklanmış olup, davacı karşı davalı yüklenici, davalı ve karşı davacı ise iş sahibidir. Asıl davayı açan yüklenici şirket özetle; davalı iş sahibi tarafından gecikme cezası olarak uygulanmak istenen miktardan, fire oranı ve kullanılmayan rulo saçtan dolayı yaratılan muarazanın men'ini, özel dirsek imalatı nedeniyle yeni fiyat zaptı yapılması gerektiğini ileri sürerek bundan doğan alacağın tahsilini, teminat mektuplarının iadesini ve iade edilmemesinden dolayı uğranılan munzam zararın tahsilini talep ve dava etmiş, iş sahibince açılan karşı davada ise gecikme cezası olarak belirlenen miktarın ve kullanılmayan sac ve fire nedeniyle doğan alacakların tahsilini talep ve dava edilmiş, hakemlerce asıl davanın kabulüne karşı davanın kısmen kabulüne dair oyçokluğuyla verilen karar davalı ve karşı davacı DSİ vekilince temyiz edilmiştir.
Yanlar arasında imzalanan sözleşmenin sözleşme şartlarının Bölüm 2, 30. maddesinde taraflar arasında sözleşme kapsamında veya sözleşmeyle ilgili olarak doğan ihtilafların iyiniyetle çözümleneceği, dostça çözümün gerçekleştirilememesi halinde ihtilafın Türk Hukuk Usul kanunu mevzuatına göre uygulanacak tahkim yöntemine göre çözümleneceği kabul edilmiştir. HUMK. nun 525. maddesinde, hakemlerin aksinin sözleşmede kararlaştırılmamış olması halinde tahkikatın şeklini ve müddetini tayin edecekleri hükme bağlanmıştır. Bu nedenle taraflar ihtilafın hallinde uygulanacak usul kurallarını belirleyebileceklerinden sözleşmenin yukarıda anılan hükmü ile tarafların ihtilafın çözümünde hakemlerce Türk Usul Hukuku Mevzuatı ve HUMK. nun tüm hükümlerinin uygulanması hususunda iradelerinin birleştiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle temyiz incelemesi HUMK. nun 533. maddesinde belirtilen sebepler ve uygulanan usulde HUMK'na aykırılıklar dikkate alınarak değerlendirilmiştir.
Hakem Heyeti çoğunluğunca oluşturulan karar, birisi mahallinde keşif yoluyla, diğeri de dosya üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan raporlara dayandırılmıştır. Hakem Heyetinin tümü hukukçu olup aralarında teknik eleman bulunmamaktadır. Bundan dolayıdır ki, ihtilafın çözümü için bilirkişi seçimi zorunlu görülmüş ve karar da bilirkişilerce verilen rapora dayandırılmıştır. Karar bilirkişi incelemesine dayandırıldığına göre, gerek bilirkişi seçiminde ve gerekse bilirkişilerin verdiği raporların değerlendirilip hükme esas alınmasında HUMK. nun 275 vd. maddelerinin dikkate alınması zorunludur. Hakemlerce bu madde hükümlerinin gözetilmemiş olması sözleşmenin 30. maddesinde kabul edilen usul kanununa açıkça aykırılık teşkil eder. Dava konusu olayda gerek Yıldız Teknik Üniversitesi elemanlarınca düzenlenen iki teknik rapor ve gerekse Hakem Heyetince alınan iki kurul raporu birbirine aykırı görüşler ihtiva etmekte olup teknik bilgiyi haiz olmayan Hakem çoğunluğunun hangi teknik gerekçe ile raporlardan birini tercih ettikleri anlaşılamamıştır. Çözümün teknik bilgiyi gerektirmesi ve alınan raporların birbiriyle çelişkili görüşleri ihtiva ettiği hususları dikkate alındığında, HUMK. nun 284. maddesi doğrultusunda hakikatin daha ziyade tezahürü açısından HUMK. nun 275. maddesindeki usul doğrultusunda yeni bir bilirkişi heyeti oluşturulup, çelişki giderilerek karar verilmelidir. Alınacak raporda özellikle malzemelerin teslim edilmesi gereken tarih 06.05.2002 olup, dosyada mevcut 31.12.2003 tarihli davacı yüklenicinin idareye verdiği dilekçede malzemelerin depo sahasına 07.07.2003 tarihinde teslim edildiğine dair beyanı ile, teslimin üretilen boruların götürüleceği depo sahasının iş sahibince gösterilmemesi nedeniyle geç yapıldığı hususundaki iddiaları da bilirkişilerce değerlendirilmelidir.
Açıklanan sebeplerle sözleşme şartları bölüm 2, 30. maddesinde ihtilafın çözümünde Türk Usul Hukuku Kanunu mevzuatının uygulanacağı taraflarca kabul edilmiş olmasına rağmen çelişkili bilirkişi raporuna dayanılarak oluşturulan çoğunluk kararı HUMK'na aykırı bulunduğundan karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı-k.davacı DSİ'nin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacı-k.davalı yükleniciden alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı-k.davacı DSİ'ye verilmesine, 04.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy