(1086 S. K. m. 9, 10, 22, 23) (818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: 1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, 55 ... ... plaka sayılı Wolkswagen Caddy marka aracın 16.08.2005 tarihinde sağ arka kapısı üzerinde oluşan çiziklerin giderilmesi için davalı Özön Petrol Ürünleri ve Otomobil Ticaret Pazarlama Turizm Nakliye Taahhüt Ltd. Şirketi tarafından yapılan boyama işinin aracın orijinal rengine uymaması sebebiyle araçta meydana gelen 5.000,00 YTL değer kaybı ile 1.000,00 YTL yapılacak masraf tutarının davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Davalı Özön Petrol Ürünleri ve Otomobil Ticaret Pazarlama Turizm Nakliye Taahhüt Ltd. Şti. uyuşmazlığın çözümünde Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunu; diğer davalı ise yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu bildirerek dava dilekçesinin yetki yönünden reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davalı tarafın yetki itirazlarının kabulü ile mahkemenin yetkisizliğine, yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi olduğuna karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
Dava dilekçesi ve dosya kapsamı incelenip değerlendirildiğinde; davalı Özön Ltd. Şti. ile davacı arasında davacının aracının hasarlı bölgelerinin boyanmasına ilişkin olarak sözlü sözleşme yapıldığı anlaşılmaktadır. Esasen, bu davalı ile davacı arasında belirtilen sözleşmenin yapılmış olduğu çekişmesizdir. Bu sözleşme, Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, niteliğince bir eser sözleşmesidir. Davacı iş sahibi; davalı Özön şirketi yüklenicidir. Yanlar arasındaki uyuşmazlık da, sözü edilen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.
HUMK.nun 9. maddesi uyarınca her dava, kural olarak davalının yasal yerleşim yeri mahkemesinde açılır. Sözleşmelerden doğan davalar; ayrıca sözleşmenin icra olunacağı yani, iş ya da eserin yapılacağı yer mahkemesinde de görülebilir (HUMK. madde 10). Taraflar arasında yetki sözleşmesi varsa, o yer mahkemesi de yetkilidir (HUMK. madde 22).
İlke olarak, alacak ve tazminat davaları, kamu düzeni ile ilgili olmadıkları için davacı tarafın, bu mahkemelerden birinde davasını açmak konusunda seçimlik hakkı vardır.
Somut olayda, eser sözleşmesinin yerine getirildiği yani onarım işinin yapıldığı yer Samsun İli Tekkeköy İlçesi idari sınırları içinde bulunmaktadır. Nitekim davalı Özön şirketi vekili yasal cevap süresi içinde yetki itirazında bulunmuş ve uyuşmazlığın çözümünde Tekkeköy Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğunu doğru olarak bildirmiştir. Ancak diğer davalı şirket vekili müvekkilinin yasal yerleşim yeri İstanbul İli Şişli İlçesi olduğu halde İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu bildirmiştir. HUMK.nun 23. maddesi hükmü gereğince yetki itirazının benimsenebilmesi için yetkili mahkemenin davalı tarafından doğru biçimde gösterilmesi zorunludur. Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesi yetkili olmadığı halde davacı tercih hakkını doğru kullanmamış ve davayı Çarşamba Asliye Hukuk Mahkemesinde açmış olmakla yetkili mahkemeyi seçme hakkı davalı tarafa geçmiştir. Davalı, Doğuş şirketinin yetki itirazının benimsenmesine olanak bulunmadığına göre uyuşmazlığın çözümünde İstanbul Asliye Hukuk Mahkemesi'nin yetkili olduğuna karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yüklenici şirket yönünden sözleşmenin ifa yeri mahkemesi özel yetkili mahkeme olduğundan HUMK.nun 9/II. maddesi uygulanamaz. Ayrıca, dava davalılardan hiçbirinin yerleşim yeri olmayan Çarşamba'da açıldığına ve Doğuş şirketinin de yetki itirazının kabulüne yasal olanak bulunmadığına göre yine anılan Yasa hükmü uygulanamaz. Nevar ki, yasaya uygun şekilde yetki itirazında bulunmasına karşın, yetki itirazı mahkemece kabul edilmeyen yüklenici şirket ise, kararı temyiz etmediğinden mahkemece uyuşmazlığın esasının incelenmesi gerekir. Yazılı şekilde yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenle davacının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte belirtilen nedenle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 22.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy