(818 S. K. m. 61, 106, 108)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar ve müdahiller vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili avukat ile davalılar ve müdahiller vekili geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra eksiklik nedeniyle mahalline iade edilen dosya ikmal edilerek gelmiş olmakla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, davacı ile davalılardan Nazım, Adem ve Selim arasında yapılan ve Kadıköy 18. Noterliğince doğrudan düzenlenen 15.06.2004 günlü ve Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Mal Satış Vaadi ve Kat Karşılığı inşaat Sözleşmesine dayalı olarak açılmış olup; davalılar tarafından sözleşmenin fesih olunması sebebiyle yapılan masrafların davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davalı arsa sahiplerinin yanlar arasındaki arsa payı karşılığı sözleşmenin feshi bildiriminde haklı oldukları kabul edilerek davanın kabulü ile 29.220,54 YTL tazminatın tüm davalılardan müteselsilen; 18.000,00 YTL tazminatın ise davalı Adem'den tahsili ile dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiş ve verilen karar davalılar ve fer'i müdahiller vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektiriri nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar ile davalılar yanında fer'i müdahil olarak davaya katılanlar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Kadıköy 18. Noterliğince doğrudan düzenlenen 15.06.2004 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini davacı yüklenici, davalılar Nazım, Adem ve Selim ise arsa sahibi sıfatlarıyla imzalamışlardır. Arsa sahiplerince, yüklenici davacıya Kadıköy 18. Noterliği aracılığıyla gönderilen 03.06.2005 tarihli ihtarname ile yüklenicinin temerrüdü sebebiyle sözleşmenin fesih olunduğu bildirilmiştir.
Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmazın ya da tapulu taşınmaz payının temlikini de içerdiğinden sözleşmenin feshi, mahkeme kararıyla yahut sözleşmenin feshinde tarafların iradelerinin birleşmesi ile mümkündür. Somut olayda da, yanlar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinde tarafların iradelerinin birleşmiş olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece, sözleşmenin feshinde davalıların haklı bulunduğu ve dolayısıyla yüklenici davacının tamamen kusurlu olarak sözleşmenin feshine sebep olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş, davacı yüklenici ise, karan temyiz etmemiş olduğundan sözleşmenin feshinde yüklenici davacının kusurlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi hükmünde öngörülen seçimlik haklardan birisi olan sözleşmenin feshine yönelik hakkını kullanan arsa sahiplerine karşı; yüklenici davacı, Borçlar Kanunu'nun 61 ve izleyen maddeleri hükümleri ve haksız iktisap kuralları uyarınca doğmuş ise alacak haklarını ileri sürebilir. Haklı bir neden olmaksızın başkasının zararına mal edinen kimse ve özellikle geçerli bir neden olmaksızın veya gerçekleşmemiş veya sonradan ortadan kalkmış bir nedene dayanılarak alınmış olan bir şeyi geri vermek zorundadır. (BK'nın 61. maddesi ve devamı)
Borçlar Kanunu'nun 108. maddesi hükmü gereğince sözleşmeyi fesheden alacaklı, kendine düşen borcu ödemekten kaçınabilir ve yapmış olduğu ödemeyi geri isteyebilir. Bundan başka, eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından doğan zararının tazminini de isteyebilir. Somut olayda ise, sözleşmenin geriye etkili olarak feshi taraflarca kabul edildiğinden ve sözleşmenin feshinde yüklenici davacı tamamen kusurlu olduğundan davacı yüklenici, ancak davalı arsa sahipleri yönünden haksız iktisap teşkil eden alacaklarının tahsilini isteyebilir. Hükme dayanak alınan 31.03.2006 tarihli rapor ile buna ek 13.07.2006 tarihli bilirkişi kurulu raporu ve dosya kapsamındaki harcama belgeleri birlikte değerlendirildiğinde; bina vergileri ile veraset ve intikal vergilerinin ve tapu harçlarının davalılar için haksız iktisap teşkil ettiği sonucuna varılmaktadır. Ancak, bedelinin tahsiline hükmolunan projelerin neler olduğu yani hangi projeler olduğu ve bu projelerden davalı arsa sahiplerinin yararlanıp yararlanmadıkları dosya kapsamındaki bilgilere göre, kesinlikle anlaşılamamaktadır. Davacı yüklenicinin çizdirdiği ve bedelini ödediği projelerden asra sahiplerinin yararlanması durumunda proje bedelleri ile projelerin onaylanması ile ilgili masrafların arsa sahipleri yönünden haksız iktisap teşkil edeceği kuşkusuzdur.
Diğer yandan yanlar arasındaki sözleşmenin 6. maddesi hükmü gereğince Adem'e 18.000,00 YTL kira bedeli, onun inşaat yapılacak arsadaki binasının yıkılmış olması sebebiyle ödenmiştir. Sözleşmenin feshinde tamamen kusurlu olduğuna göre yüklenici, belirtilen menfi zararının tahsilini arsa sahiplerinden isteyemez.
18.000,00 YTL tazminatın tüm davalılardan tahsili istenmiş olmasına karşın, sadece davalı Adem'den tahsiline karar verilmiş olduğu halde; davada kendisini vekille temsil ettiren diğer davalılar Nazım ve Selim yararına reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre avukatlık ücreti takdir olunmaması ve red ve kabul oranına göre yargılama giderlerinin paylaştırılmamış olması da, kabul şekli bakımından doğru olmamıştır.
Mahkemece yapılacak iş; Borçlar Kanunu'nun 61 ve izleyen maddeleri gereğince hükme dayanak alınan bilirkişi kurulu raporunda belirtilen tapu harçları ile bina veraset ve intikal vergisi tutarlarının haksız iktisap teşkil ettiği kabul edilmeli ve davacı tarafından çizdirildiği ileri sürülen projelerin neler olduğunun ve davalı arsa sahiplerince projelerin kullanılıp kullanılmadığı hususları araştırılarak belirlenmeli; projelerden arsa sahiplerinin yararlandığının saptanması durumunda ise, davacı tarafından ödenen bedellerinin ve bu projelerin onaylanması için yaptığı giderlerin tutarlarının da davalı arsa sahiplerinden tahsiline ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermekten ibaret olmalıdır.
Yukarıda açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davalılar ile fer'i müdahiller vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalılar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında kendisini vekille temsil ettirdiğinden 550,00 YTL duruşma vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalılar ile müdahillere geri verilmesine, 15.07.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy