(818 S. K. m. 359, 360)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili gelmedi. Davalı vekili avukat Nalan Düven geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı avukatı dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Davacı iş sahibi, davalı yüklenici ile aralarındaki 17.02.2004 günlü sözleşme konusu imalatın ayıplı çıkması sebebiyle akdin feshini ve edimlerin karşılıklı olarak iadesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece davalının edimlerini yerine getirmediği gerekçesiyle, sözleşmenin feshine ve edimlerin karşılıklı olarak iadesine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunu'nun 359 ve 360. maddeleri uyarınca iş sahibinin, eseri teslim aldıktan sonra işlerin mutad cereyanına göre imkanını bulur bulmaz muayeneye ve kusurları varsa müteahhide bildirmeye mecbur olup, yapılan eser iş sahibinin kullanamayacağı, kabul edemeyeceği derecede kusurlu olduğu takdirde iş sahibinin eseri reddetme, eserdeki ayıp eserin reddini gerektirmeyecek derecede ağır değilse, fiyatı tenzile ve eseri tamir ettirmeye hakkı vardır. Dava konusu olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda eserdeki ayıbın, eserin reddini gerektirecek derecede olup olmadığı, tamir yoluyla kullanılması mümkün ise bunun için gerekli giderin ne olduğu açıklanmamıştır. Bu sebeple mahkemece bilirkişiden ek rapor alınıp eserin tamamen reddi gerekiyor ise eserin davalıya iadesi şartıyla, davalıya eser bedeli olarak ödenen miktarın taraflardan sorulup ve ödemeyi ispat külfeti de davacıya yükletilerek, davacıya iadesine karar verilmelidir. Eserdeki ayıp reddi gerektirmeyip tamirle giderilebiliyorsa, bu halde bedelden tenzili gereken miktarın saptanıp, bu miktardan davacı iş sahibinin sorumlu olmayacağı dikkate alınarak hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan ve taraflara iadesi gereken şeylerin ne olduğu açıklanmadan infazı kabil olmayacak biçimde karar verilmesi doğru olmadığından hüküm bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 550,00 YTL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil edilen davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.04.2008 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy