(2004 S. K. m. 67) (1086 S. K. m. 275, 288, 289, 292) (818 S. K. m. 355)
Dava: Dava, İİK'nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup, icra takibine borçlu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Bakırköy 4.1cra Müdürlüğü'nün 2004/9405 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde, 10.03.2004 tarih 82506 numaralı fatura dayanak alınarak 2.924.807.000 TL. asıl alacak, 292.193.000 TL. gecikme bedeli alacaklarının tahsilini istediği, takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptali davasının da, bir yıllık süresi içinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takip konusu asıl alacak tutarı üzerinden davalının vaki itirazının iptaline; fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Karar: Davada, yanlar arasında davalıya ait aracın Digital baskılı folya ile kaplanması ve aplikasyonu işinin davacı tarafından yapılması için sözlü sözleşme yapıldığı ileri sürülmüş; ancak, davalı tarafça varlığı ileri sürülen sözleşme inkâr edilmiştir. Kural olarak, eser sözleşmesi zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Somut olayda ise, uyuşmazlığın tutarına göre yanlar arasında yapıldığı ileri sürülen eser sözleşmesinin kurulmuş olduğunun davacı yüklenici tarafından, HUMK' nın 288.maddesi gereğince, yasal ve yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir. HUMK'nın 289.maddesi gereğince davalının açık onayı bulunmadığından; aynı Kanunu'nun 292.maddesi gereğince de yazılı delil sözleşmesine dayanılmadığından yanlar arasında akdi ilişkinin kurulduğu tanık delili ile kanıtlanamaz. Bu hususa yönelik olarak, gösterilen tanıkların bilgileri mahkemece alınmış olsa dahi, tanık açıklamaları hukuksal sonuç doğurmaz ve hükme dayanak alınamaz. O halde, tanık açıklamaları dayanak alınarak yanlar arasında Borçlar Kanunu'nun 355 maddesi hükmünde tanımlandığı üzere, eser sözleşmesi niteliğinde akdi ilişkinin kurulmuş olduğunun kabulü doğru olmamıştır.
Davacı, dava dilekçesinde yasal delil kapsamında yemin deliline dayandığını bildirdiğine göre mahkemece bedeli uyuşmazlık konusu olan işin davacı tarafından yapımına yönelik olarak aralarında sözlü sözleşmenin yapılıp yapılmadığı hakkında davalıya yemin önerme hakkı olduğu mahkemece davacı tarafa hatırlatılmamıştır. Davacının bu yasal delili kullanma hakkını kullanma olanağı sağlanmadan yazılı gerekçelerle karar verilmesi doğru değildir.
Diğer yandan, dava ve icra takibine dayanak alınan faturanın davalı iş sahibine tebliğ olunduğu davacı tarafından yasal delillerle kanıtlanamadığı gibi eser sözleşmesi gereğince yüklenici tarafından düzenlenen faturanın kapsamının kesinleşmesi ve iş sahibini bağlayabilmesi için fatura ya da faturaların ona tebliği yeterli olmayıp; Borçlar Kanunu'nun 364. maddesi hükmü gereğince, sözleşme konusu işin yapılarak iş eser sahibine teslim edildiğinin ve iş bedelinin istenebilir olduğunun öncelikle yüklenici tarafından kanıtlanması zorunludur. Bu yasal nedenle, dava ve takibe dayanak alınan fatura, davalıyı akdin kurulması bakımından da, iş bedeli tutarı yönünden de bağlayıcı değildir. Davacının ticari defterleri de koşullan oluşmadığından tek yanlı olarak davacı yararına yasal delil olarak kabul edilemez.
Mahkemece yapılacak iş, yukarıda açıklandığı üzere, bedeli uyuşmazlık konusu olan iş-eserin yapımına yönelik olarak yanlar arasında akdi ilişkinin kurulup kurulmadığının kanıtlanması için; davalıya yemin önerme hakkının bulunduğu davacıya hatırlatılmalı, yemin önerme hakkının kullanılması ve yeminle ilgili usulü işlemlerin yapılması sonucu akdi ilişkinin kurulmuş olduğunun kanıtlanması durumunda da, iş bedeli tutarı üzerinde yanlar arasında uyuşmazlık bulunduğundan, işin yapıldığı zamandaki piyasa rayiçlerine göre, uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak iş bedelinin belirlenmesi ve varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25.04.2008 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy