(818 S. K. m. 97) (1086 S. K. m. 83)
Dava ve Karar: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince, davalının nam ve hesabına sözleşme konusu işteki ayıplı işlerin yaptırılmasına izin verilmesi ve ayıbın giderilmesine mahsuben de 4.754,50 TL'nin davalıdan tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, 4.754,50 TL alacağın tahsili istemi hakkındaki davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına; Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince, açılan davanın kabulüne ve 02.09.2004 günlü sözleşme uyarınca, davalı yüklenici tarafından davacı şirkete ilişkin işyerinde yapılan işteki hatalı imalatları gösteren 08.10.2007 günlü bilirkişi raporu dikkate alınarak hatalı imalatların davalı nam ve hesabına, davacı tarafından yaptırılmasına izin verilmesine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Taraflar arasında 02.09.2004 günlü adi yazılı sözleşme yapılmış olup; bu sözleşme kapsamının doğruluğu, tarafların kabulündedir. Davacı iş sahibi; davalı, yüklenicidir. İşin niteliği, sözleşmenin (3.3) maddesinde gösterilmiştir. Davada yapılan işin ayıplı olduğu ileri sürülerek ayıpların, davalı yüklenicinin nam ve hesabına giderilmesine izin verilmesine ve ayıbın giderilmesi bedeline mahsuben de 4.754,50 TL'nin tahsili istenmiştir.
Ankara 13. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2006/55 D.İş s. dosyası üzerinden davacı tarafından yaptırılan delil tespiti incelemesi sonucu sunulan 10.10.2006 günlü bilirkişi raporunda; yapıdaki sıva çatlaklarının giderilmesi ve boyanması bedelinin toplam 4.754,50 TL olduğu açıklanmıştır. Mahkemece, yaptırılan inceleme sonucu sunulan 08.10.2007 günlü bilirkişi kurulu raporunda sözü edilen delil tespiti raporunu doğrulamıştır. Ancak, ayıpların 4.754,50 TL'den daha fazla bedelle giderilebileceği açıklanmıştır. Kusurlu işlerin giderim bedeli olarak saptanan 4.754,50 TL, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2006/955 D.iş Esas ve 2006/955 Karar s. ve 18.12.2006 günlü tevdii yeri kararı gereğince, T.C.Ziraat Bankası Ankara Adliyesi Şubesinde davacı adına açılan hesaba, davalı tarafından 28.12.2006 gününde yatırılmıştır. Dava ise, 09.01.2007 gününde açılmış olup, davacı taraf tevdii yerine yatırılan parayı, dava derdest iken tahsil ettiklerini bildirmiştir. Tevdii yeri dosyası ve dava dosyası kapsamındaki bilgi ve belgelere göre dava gününden önce ayıplı işler bedelinin, tevdii yerine yatırılmış olduğunun davalı tarafından davacıya bildirilmediği anlaşılmaktadır. Bu sebeple, davanın yargılaması sırasında davacı tarafından tahsil edilen 4.754,50 TL alacak hakkındaki davanın, konusuz kalması sebebiyle mahkemece karar verilmesine yer olmadığı biçiminde hüküm oluşturulması doğru olmuştur.
Davanın yargılaması sırasında, davacı vekili, 09.04.2008 havale günlü dilekçesi ile kusurlu işlerin başka bir yükleniciye davacı tarafından toplam 6.785,00 TL bedelle yaptırılmış olduğunu bildirmiş ve belirtilen bu miktardan 4.754,50 TL'nin mahsubunu yaparak 2.030,50 TL'nin tahsiline karar verilmesini istemiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 83 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince, davacı tarafından davanın kısmen ya da tamamen ıslahı mümkün olup, davalı tarafın kabulüne bağlı değildir. Davacı, bütün kusurlu işler bedelinin 6.785,00 TL olduğunu bildirmiş ve davalı tarafından da bu miktara somut bir itirazda bulunulmadığı ve davacı tarafından dava dışı yükleniciye 6.785,00 TL'nin tamamının ödendiğini gösterir banka makbuzu sunulmuş olduğu halde; mahkemece, 2.030,50 TL'nin faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerekirken, giderilmesi gereken başkaca kusurlu işler bulunmadığına göre davalının daha fazla sorumluluğunu gerektirir biçimde Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince nama ifaya karar verilmesi doğru olmadığı gibi; giderilmesi gereken kusurlu işlerin neler olduğunun kararda gösterilmemesi de doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç:Yukarıda (1.) bendde belirtilen sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, sair temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy