(818 S. K. m. 359) (1136 S. K. m. 164) (YHGK. 08.06.2011 T. 2011/15-309 E. 2011/403 K.)
Dava: Yukarıda gün ve s. hükmün duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacılar vekili Avukat E. D. Ç. ile davalı vekili Avukat N. G. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, ayıplı imalatın giderim bedelinin tahsili istemiyle açılmış, davalı kesin hüküm itirazında bulunmuş, mahkemenin kesin hüküm sebebiyle davanın reddine dair kararı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 24.12.1999 günlü kat karşılığı inşaat sözleşmesi, yüklenicinin açtığı dava sonucu tarafların ortak kusuru sebebiyle feshedilmiş, gerçekleşen %43 oranındaki imalat bedeli 63.590,50 TL'nin tahsiline karar verilmiş, birleşen davada arsa sahiplerinin açtığı ayıbın düzeltilmesine ait istemleri reddedilmiş, karar, derecaattan geçmek suretiyle kesinleşmiştir. Her ne kadar mahkemece kesinleşen ilam uyarınca dava reddedilmiş ise de, anılan dosyada bilirkişiler, binanın tasdikli projesine uygun yapıldığını belirterek, inşaat bedeli hesaplamıştır. İnşaatın karot deneyi yaptırılmadığı gibi, gizli ayıpların varlığı da incelenmiş değildir. Kural olarak arsa sahibi gizli ayıbın ortaya çıkmasından sonra makul sürede yükleniciye ihbar etmek kaydıyla bunların giderilmesini veya bedelini isteyebilir (BK.359.m.). Sonradan ortaya çıktığı iddiasıyla gizli ayıbın varlığına dayanılarak eldeki dava açıldığından ve önceki davada gizli ayıba ait inceleme yapılmadığından, inşaatın uzman bilirkişilere incelettirilerek, gerektiğinde karot deneyleri de yaptırılmak suretiyle, varsa gizli ayıbın ve giderim bedelinin saptanması, makul sürede bunların ihbar edilip-edilmediğinin üzerinde durulması, sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik incelemeyle davanın reddi doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Öte yandan, kesin hüküm dava şartı olup, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7/II. maddesi uyarınca maktu vekalet ücreti yerine nisbi verilmesi de kabul biçimi bakımından doğru olmamıştır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacıların temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına bozulmasına, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunduğundan 750,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 15.03.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy