(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 108, 355) (1086 S. K. m. 213)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ise de davetiye masrafı bulunmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK'nın 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup icra takibine takip borçlusu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Marmaris 1. İcra Müdürlüğü'nün 2005/1224 takip sayılı dosyası kapsamından; davacının, davalı hakkında adi takip yoluyla başlatmış olduğu icra takibinde: 64.462,00 TL asıl alacak ve 963,97 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilini istediği ve takip borçlusu davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi, itirazın iptali davasının da bir yıllık süresi içinde açıldığı saptanmış bulunmaktadır.
İcra takibi ve davaya dayanak alınan 04.10.2004 tarihli ve Tekne Yapım Sözleşmesi başlıklı adi yazılı sözleşme, Borçlar Kanununun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere niteliğince, bir eser sözleşmesidir. Davacı iş sahibi, davalı şirket ise, yüklenicidir. Yanlar arasındaki sözleşmenin kapsamının doğruluğu çekişmeli değildir.
Davacı vekilince sunulan dilekçeler ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davalı yüklenici tarafından yapımı yüklenilen teknenin sözleşme hükümlerine, fen ve sanat kurallarına uygun şekilde yapılmamış olması sebebiyle yükleniciye verildiği ileri sürelin malzemelerin ve verilen iş bedelinin iadesinin ve gecikme sebebiyle gerçekleştiği iddia olunan maddi tazminatın tahsilinin istendiği sonucuna varılmaktadır.
Mahkemece, davacı iş sahibinin ödediği parayı ve teslim ettiği malzemelerin bedelini istediğine göre, sözleşmeyi fesih iradesini ortaya koyduğunun kabul edilmiş olmasına karşın; öncelikli edimini ifa etmemesi sebebiyle sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru olmamıştır. Akdin feshine ilişkin irade beyanı, tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurur. Yanlar arasındaki sözleşmenin taraflarınca sözleşme ifa ile sonuçlanmadıkça, haklı ya da haksız tek yanlı irade beyanıyla geriye etkili sonuç doğurur şekilde fesih olunabilir. Ancak, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır.
Borçlar Kanununun 108. maddesi hükmü gereğince, sözleşmeyi bozan alacaklı, kendine düşen borcu ödemekten kaçınabilir ve yapmış olduğu ödemeyi geri isteyebilir. Bundan başka eğer borçlu kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini kanıtlayamazsa, alacaklı sözleşmenin geçersiz kalmasından doğan zararın tazminini de isteyebilir. O halde, mahkemece Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 213. maddesi gereğince, gerektiğinde tarafları da isticvap ederek ve tarafların tüm delilleri toplanıp değerlendirilerek varılacak sonuca göre yanlar arasındaki uyuşmazlık sonuçlandırılmalıdır.
Eksik soruşturma ile hüküm kurulamaz. Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda (1.) bendde belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine: (2.) bendde açıklanan sebeplerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 22.01.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy