(818 S. K. m. 355)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde tarafların vekilleri yapılan tebligata rağmen gelmediklerinden incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosyadaki kağıtlar okundu işin gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca ekli projeye uygun paylaşım yapılmadığından eksik alan karşılığı zararın tahsili istemiyle açılmış, mahkemenin davanın ıslah edilen miktara göre kabulüne dair kararı, davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen 3.2.1994 tarihli sözleşmede, ekli projede görüldüğü şekilde bağımsız bölümlerin paylaşılacağı, inşaatın %50 hissesinin arsa sahiplerine ait olacağı kararlaştırılmıştır. Davada, sözleşmeye uygun, projeden farklı inşaat yapılarak paylaşımın arsa sahipleri aleyhine değiştirildiği ve bu sebeple açılan dava sonucunda 66,00 m2 eksik alan saptandığı belirtilerek bunun karşılığı bedelin ödenmesi istenilmektedir. Gerçekten hükme esas bilirkişi raporundan, onaylanmış projelere göre paylaşımın eşit olmadığı arsa sahiplerinin 89,14 m2 kayıpları olduğu saptanmış ise de kat irtifakı kurulmasıyla ilgili açılan aynı yer mahkemesinin 1996/253 esas sayılı dosyasında alınan 14.6.1999 tarihli bilirkişi raporunda, yüklenicinin bağımsız bölümleri arsa sahiplerine verilenlerden büyük yapıldığı, bu farkın yan parsele tecavüzden kaynaklandığı belirtilmiştir. Mahkemece bu hususta bir inceleme yapılmamış, binaya mevcut haliyle belediyeden iskan ruhsatı verilip verilmediği, verilmemiş ise nedeni sorulmuş, iskan müracaatı bulunmadığı cevabıyla yetinilerek hükme varılmıştır. Mahkemece yapılması gereken iş, inşaatın mevcut haliyle iskan ruhsatı alıp alamayacağının belediyesinden yeniden sorulması, yasaya uygun ise davada 66,00 m2 karşılığı bedel istendiği gözetilerek ve taleple bağlı kalınarak karar verilmesi, inşaatın bu haliyle ruhsat alamayacağının anlaşılması durumunda davanın tümüyle reddedilmesinden ibarettir.
Öte yandan sözleşmeyi arsa sahiplerinden E.Ç.'nin imzaladığı, davayı sadece Emine mirasçılarından İbrahim'in açtığı, E.Ç.'nin diğer mirasçılarının sonradan dahili davacı yapılmak suretiyle pay isteyemeyecekleri, bu sebeple davacıların tapudaki payları gözetilerek hüküm kurulması gerekirken, usule aykırı biçimde sonradan dahili davacı olanların payının da hüküm altına alınması kabul şekli açısından doğru olmamıştır.
Karar bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalıların temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, fazla alınan temyiz peşin harçlarının istenmesi halinde temyiz eden davalılara iadesine, 13.04.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy