(818 S. K. m. 106, 108, 369)
Dava ve Karar: Yukarıda gün ve numarası yazılı hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiş davalı-k.davacı R. K. vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı temlik alanlar vekili Avukat M. İ., davalı A. G. vekili Avukat M. Ç., sair davalı H. P. vekili Avukat G. Ö. geldi. Temyiz dilekçelerinin süresi içerisinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, İzmir 7. Noterliğince doğrudan düzenlenen 25.12.1996 tarih ve 57551 no.lu Düzenleme Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca İzmir İli merkez Yeniköy mahallesinde kain ve tapunun 364 pafta, 2529 ada, 42 parselde kayıtlı bulunan arsa üzerinde inşaat yapımı konusunda imzalanan sözleşmeden kaynaklanmıştır. Asıl davayı açan yüklenici inşaatı tamamladığını ileri sürerek inşaatta mevcut 2, 16, 4, 7 ve 8 no.lu dairelerin tapusunun iptali ile adına tescilini, eksik bırakılan işlere karşılık 139 milyar liranın davalılara ödenerek birlikte ifa yapılmasını, tapu iptal ve tescil istemi kabul edilmediği takdirde ise 520.300,00 TL imalat bedelinin davalılardan reeskont faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş, birleşen davayı açan arsa sahipleri ise gecikme sebebiyle kira alacakları ile tamamlanan vs. masrafların yükleniciden tahsilini talep ve dava etmişler, mahkemece asıl davada 264.000,00 TL'nin dava gününden işleyecek reeskont faiziyle davalı arsa sahiplerinden birleşen davada 10.000,00 TL kira tazminatının yükleniciden tahsiline karar verilmiş, her iki davadaki sair talepler reddedilmiştir. Mahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri temyiz talebinde bulunmuşlardır.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle inşaatın yüklenici tarafından getirildiği seviye dikkate alındığında akdin arsa sahiplerince haklı olarak feshedildiğinin kabulünün gerekmesine göre taraf vekillerinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
2- İnşaatın seviyesine göre akdin geriye etkili feshi gerektiğinden mahkemece davacının tapu iptal ve tescil isteminin reddinde bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, yüklenicinin yaptığı imalatın bedeli hesaplanırken bilirkişilerce akdin feshedildiği 13.09.2000 tarihinin esas alınması yerinde bulunmamaktadır. Bilindiği gibi BK'nın 369. maddesindeki düzenleme dışında tapuda pay devrini içeren inşaat yapım sözleşmelerinin tek taraflı olarak feshi mümkün bulunmamaktadır. Fesih için tarafların iradelerinin birleşmesi ya da mahkemece verilen kararla akdin sona erdirilmesi gerekir. Arsa sahiplerince çekilen fesih ihtarından sonra yüklenici tarafından açılan davaya kadar fesihte mutabakat sağlanmamış yüklenicinin açtığı 07.03.2002 günlü davada eksik işlerin karşılığı ödenmek suretiyle tapu iptal ve tescil bu mümkün olmadığı takdirde bedel ödenmesi istenmek suretiyle fesihte tarafların iradelerinin birleştiğinin kabulü gerektiğinden tarafların hak ve alacakları bu gün esas alınarak saptanmalıdır. Hal böyle olunca mahkemece davacı yüklenici tarafından gerçekleştirilen bütün imalatın bedeli 07.03.2002 günlü mahalli rayiçlerden saptanmalı arsa sahibi A.'e yapılan ödemeler bu tarihe endekslenerek davacı yüklenicinin alacağı saptanmalı, yüklenici tarafından yapılan imalatlarda imara aykırılıkların bulunup bulunmadığı belediyeden sorulup, aykırılıkların giderilip giderilemeyeceği araştırılmalı, imara aykırılıklar giderilemiyor ise bu aykırı imalatlar bakımından yüklenicinin bedele hak kazanamayacağı düşünülmeli, imara aykırılıkların giderilmesi mümkün ise giderilmesi için gerekli bedel davacı alacağından düşülmeli, yükleniciye devredilen ve alacaktan düşülmesi arsa sahiplerince de kabul edilen 5 adet dairenin dava tarihindeki mahalli rayiçlerden saptanacak bedelinin davacı alacağından düşülerek yüklenici alacağı kalmış ise bu alacaktan davalıların tapudaki hisseleri nispetinde sorumlu oldukları gözetilerek ve davalı A.'e yapılan ödemelerden de A.'in sorumlu olacağı göz önüne alınarak hükme varılmalıdır.
Birleşen davada ise arsa sahiplerinin 44.640,00 TL gecikme alacağına hak kazandıkları, daha doğrusu inşaatın ikmali için gerekli sürede arsa sahiplerinin kira gelirlerinden mahrum kalacakları düşünülerek ve bu husus menfi zarar kapsamında kabul edilerek bilirkişilerce saptanan 44.640,00 TL alacağın talep edilen 10.000,00 TL'si hüküm altına alınmıştır. Oysa akdi birleşen davayı açan arsa sahipleri feshetmiş olup BK'nın 106/II. maddesi uyarınca müsbet zararı talep etme hakları bulunmayıp, aynı Yasanın 108. maddesinde düzenlenen menfi zararların hüküm altına alınması gerekeceğinden ve tahsiline karar verilen miktar müsbet zarar kapsamında bulunduğundan birleşen davanın tamamen reddi yerine kısmen kabulü doğru olmamıştır.
Mahkemece belirtilen bu hususlar gözetilmeden eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu verilen karar yerinde görülmemiş bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarda (1.) bendde yazılı sebeplerle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2.) bent uyarınca hükmün temyiz eden taraflar yararına BOZULMASINA, 750,00'şer TL duruşma vekillik ücretinin taraflardan alınarak vekille temsil edilen taraflara karşılıklı olarak verilmesine, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden taraflara geri verilmesine, 25.02.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy