(2004 S. K. m. 67) (818 S. K. m. 355) (1086 S. K. m. 288, 289, 292)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, İİK'nın 67. maddesine dayalı olarak açılmış olup; icra takibine borçlu davalının vaki itirazının iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile takip borçlusu davalının 4.130,00 TL asıl alacak üzerinden itirazının iptaline; davası kabul edilen alacağın %40'ı oranında davacı yararına icra inkar tazminatına hükmolunmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Çorlu 2. İcra Müdürlüğü'nün 2007/2986 takip sayılı dosyası kapsamından, davacı tarafından takip borçlusu davalı şirket hakkında adi takip yoluyla başlatılan icra takibinde; 1.247,26 TL tutarlı 64039 numaralı, 3.090,46 TL 64038 numaralı faturaları dayanak alınarak 484,00 TL işlemiş temerrüt faizi ve 263,80 TL tespit masrafı olmak üzere toplam 5.085,52 TL alacağın, davalıdan tahsilinin istendiği, davalının süresindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptali davasının da bir yıllık süresi içerisinde açılmış olduğu tespit olmuştur.
Davada, taraflar arasında sözlü olarak yapılan 23.12.2006 tarihli sözlü anlaşma gereğince davacının, davalıya ait 'Muhittin Mahallesi Çınarcık Sokak ... Apartmanı No:...'de bulunan bürosuna güvenlik sistemini kurduğunu ve takibe dayanak alınan faturalarda gösterilen iş bedelinin davalı tarafından ödenmediği iddiasıyla tahsili istenmektedir. Davalı ise, yanlar arasında akdi ilişki kurulmadığını ve dolayısıyla sözleşme yapılmadığını savunmaktadır. Tarafların açıklamaları değerlendirilip uyuşmazlık konusu olay nitelendirildiğinde; yanlar arasında kurulduğu ileri sürülen akdi ilişkinin, hukuksal niteliğince Borçlar Kanunu'nun 355. maddesi hükmünde tanımı yapılan bir eser sözleşmesi olduğu sonucuna varılmaktadır. Uyuşmazlığın tutarına göre HUMK'nın 288. ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince, yanlar arasında eser sözleşmesi yapıldığının davacı tarafından yasal ve yazılı delillerle kanıtlanması gerekir. Davalı tarafın açık onayı olmadıkça akdi ilişki tanık delili ile kanıtlanamaz (HUMK'nın 289. mad.). Davada yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge de davacı tarafça sunulmadığından HUMK'nın 292. maddesi hükmü gereğince yine akdi ilişkinin kanıtlanmasına yönelik olarak tanık deliline dayanılamaz Somut olayda, yanlar arasında sözlü eser sözleşmesinin yapılmış olduğu davacı tarafça yazılı delillerle kanıtlanamamıştır.
Davacı, dava dilekçesinde her türlü delil kapsamında yemin deliline dayanmış olduğundan taraflar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğunu kanıtlayabilmesi için davalı iş sahibine yemin önerme hakkı bulunduğunun mahkemece, davacıya hatırlatılması zorunludur. Bu yasal nedenle, öncelikle taraflar arasında sözlü olarak eser sözleşmesi yapılmış olduğunun kanıtlanabilmesi amacıyla davalıya yemin önerme hakkı bulunduğunun mahkemece, davacıya hatırlatılması ve davacı tarafından yemin önerilmesi halinde yeminle ilgili yapılacak yargılama işlemi sonucu yanlar arasında akdi ilişkinin kurulmuş olduğu sonucuna varılması halinde de uyuşmazlığın esası çözümlenmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış ve kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüne, kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek bulunmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.05.2010 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy