(818 S. K. m. 355, 366) (1086 S. K. m. 288)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, B.K.nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davacı yüklenici davalı iş sahibinin hazır beton imal ederek teslim ettiğini ancak bedelinin ödenmediğini iddia ederek, icra takibi başlatmış, itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Davacı şirket, Isparta 1. İcra Müdürlüğü'nün 2006/349 Esas sayılı icra takip dosyasında 31.8.2005 tarihli fatura kapsamı ve kendi muhasebe kayıtlarına dayanarak 7.503,31 TL asıl alacak, 1.004,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 8.507,31 TL'nin %32 oranındaki faiziyle tahsilini talep etmiştir.
Davalı yanca, gerek icra takibine karşı ileri sürülen itirazlar da, gerekse de davada açıklanan savunmalarda, özellikle davacıdan herhangi bir mal veya hizmet alınmadığı bildirilerek akdi ilişki inkar edilmiştir. İcra takibine konu alacak 31.8.2005 tarihli faturaya dayalıdır. Davacı şirket, davalıya hitaben düzenlediği anılan faturada 90,4 m3 hazır beton karşılığı olmak üzere davalıyı 7.503,31 TL borçlandırmıştır. Ne var ki, bu fatura davalı yanca kabul edilmiş değildir. Faturaya konu hazır beton imalatı ise yine davacı yanca ibraz edilen teslim fişleri kapsamına göre, Ö. U.'a (A. Usta) teslim edilmiştir. Gerçekten de, davalı tarafından dosyaya sunulan tarihsiz sözleşmede iş sahibi olarak S. Y., müteahhid olarak da Ö. U.'ın davalıya ait inşaatın malzemeli olarak yapımını kararlaştırdıkları anlaşılmıştır. Yargılama sırasında tanık olarak dinlenen Ö. U. (A. Usta) sözleşme altındaki imzanın kendisine ait olduğunu kabul etmiş, ancak bu sözleşmenin danışıklı olarak düzenlendiğini bildirmiştir. Bir sözleşmenin taraflarının, onun danışıklı olduğunu ileri sürmeleri ancak bu beyanın yazılı olarak kanıtlanabilmesi halinde mümkün olabilir. Oysa, somut uyuşmazlıkta böyle bir kanıtın varlığı iddia edilmiş veya ileri sürülmüş değildir.
Şu halde dosyadaki yazılı sözleşme ve teslim fişlerinin varlığı karşısında davacı yanca, akdi ilişki yasal ve yazılı delillerle kanıtlanamamıştır (H.U.M.K. 288 vd.). Ne var ki davacı yanca delil listesinde "vs. deliller" denmek suretiyle yemin deliline de dayanıldığından, öncelikle akdi ilişkinin varlığını kanıtlamak zorunda olan davacının, davalıya yemin teklif etme hakkı bulunduğu hatırlatılarak, sonucuna göre bir hükme varılması yerine mevcut kanıtlarla akdi ilişki kanıtlanmış gibi yazılı şekilde kısmen kabule karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, davalı yanca icra takibine esas fatura kabul edilmediği halde, akdi ilişkinin ispatı halinde teslim edilen imalatın B.K.nın 366. maddesi uyarınca o tarihlerdeki mahalli piyasa rayiçleri üzerinden bedelinin hesaplanıp hüküm altına alınması yerine faturada ki birim fiyat üzerinden bilirkişice yapılan hesaba değer verilerek hüküm tesis edilmesi, bunun yanında maddi hata yapılarak mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2. bendinde icra takibi yapılan mercii Isparta 1. İcra Müdürlüğü olduğu halde, zuhulen Şarkikaraağaç 1. İcra Müdürlüğü yazılması da usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istenmesi halinde temyiz eden davalıya iadesine, 19.07.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy