(3194 S. K. m. 21, 22, 26, 27, 32, 42) (818 S. K. m. 20, 61, 97, 106) (2918 S. K. m. 20)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, yanlar arasındaki inşaat sözleşmesinin feshine, davalının müdahalesinin önlenmesine; davalıya verilen 7.000,00 TL bedelin iadesine, 500,00 TL maddi zarar ile yıkım bedelinin tahsiline karar verilmesi istemi ile açılmış mahkemece davanın kısmen kabulü ile 13.07.2004 tarihli sözleşmenin ileriye etkili olarak feshine, 7.500,00 TL'nin dava tarihinden itibaren, 21.827,00 TL'nin ıslah dilekçesinin harçlandırıldığı 09.06.2009 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, inşaatın davacı tarafından tamamlanması için ifaya izin verilmesine ve müdahalenin men'i davasının reddine karar verilmiş ve verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında 13.07.2004 tarihli ve PROTOKOLDÜR başlıklı adi yazılı sözleşme yapılmıştır. Bu sözleşme, niteliğince Borçlar Kanunu'nun 355. maddesinde tanımı yapılan bir eser sözleşmesidir. Davacı eser sahibi; davalı ise yüklenicidir. Davalı yüklenici, davacıya ait taşınmaza 70 m2 alanlı, tek katlı, çatılı ev yapımını; davacı eser sahibi ise, 3.000,00 TL nakit ve 4.000,00 TL değerli 35 CNK 83 plakalı Renault 5 marka aracın yapım bedeli olarak davalıya verilmesini yüklenmişlerdir.
Davalı yüklenici, davacıya ait taşınmaza sözleşme konusu inşaatın yapılmasına 3194 Sayılı İmar Yasası gereğince olanak bulunmadığını ve bu sebeple jandarma görevlilerince inşaatın durdurulduğunu ve ayrıca inşaatın yapımına ekonomik gücünün de yetmediğini ve bu sebeplerle inşaatı yapmadığını savunmuştur.
3194 Sayılı İmar Kanunu'nun 21. maddesi hükmü gereğince, kural olarak bütün yapılar için aynı Kanun'un 26. maddesinde belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden yapı ruhsatı alınması zorunludur. Aynı Kanun'un 32. maddesi hükmü uyarınca da ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılar hariç, yapı ruhsatı alınmadan veya ruhsat ve eklerine aykırı yapı yapılması halinde ilgili idarece yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur. Ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, yasal hale getirilmez veya getirilmesi olanaksız ise yetkili idarece yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden alınır. Ayrıca, İmar Kanunu'nun 42. maddesi hükmü gereğince de ceza yaptırım uygulanır. İmar Kanunu'nun 27. maddesi hükmünde öngörüldüğü üzere belediye ve mücavir alanlar dışında köy nüfusuna kayıtlı ve köyde sürekli oturanların, köy yerleşik alanların ve civarında ve mezralarda yaptıracağı konut, hayvancılık veya tarımsal amaçlı yapılar için inşaat ve iskân ruhsatı aranmaz ise de; yapının fen ve sağlık kurallarına uygun olması ve muhtarlıktan izin alınması gerekir. 3194 Sayılı İmar Yasası'nın belirtilen hükümlerine aykırı yapılan yapılar yasal yapı sayılamaz. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre; davalı taşınmazına yapılan inşaatın 3194 Sayılı İmar Yasası'nın 21. ve 27. maddeleri hükümlerine tabi olup olmadığı anlaşılamamaktadır. Yapı ruhsatı alınmadan ya da İmar Kanunu'nun 27. maddesi hükmünde öngörülen koşullar oluşmadan yapılan yapı kaçak yapı sayılır. Yapının yasal hale getirilmesi sözleşmenin yapıldığı tarih itibariyle olanaksız ise; o sözleşme batıldır. Borçlar Kanunu'nun 20/I. maddesi gereğince; bir sözleşmenin konusu olanaksız ise, o sözleşme batıldır. Bir sözleşme ile yüklenilen edim, eylemli olarak veya hukuksal nedenlerle yerine getirilemiyorsa o sözleşme olanaksızdır. Davalının bu yöndeki savunması mahkemece değerlendirilmemiştir. Objektif imkânsızlık nedeniyle sözleşmenin ifası olanaksız ise taraflar Borçlar Kanunu'nun 61 ve izleyen maddeleri hükümleri gereğince karşılıklı olarak verdiklerinin iadesini isteyebilirler. Bu sebeple, yanlar arasındaki inşaat sözleşmesinin batıl olması durumunda davacı eser sahibi sadece yükleniciye verdiklerinin iadesini talep edebilir.
Sözleşme konusu inşaatın İmar Yasası'na uygun şekilde yapımı olanaklı olduğu halde; aynı Yasa'nın 22. maddesi hükmü gereğince yapı sahibince yapı ruhsatı alınmamış ise, yüklenici kaçak yapının yapılması için zorlanamaz. Bu durumda da sözleşmenin feshinde yüklenicinin kusurundan söz edilemez.
Diğer yandan, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere, tek katlı yığma yapının %40 seviyesinde yapıldığı; ancak, inşaat tekniğine uygun yapılmayan inşaatın yıkılıp yeniden yapılması gerektiği saptanmıştır. Bu halde de sözleşmenin feshinde yüklenici kusurlu sayılır.
Somut olayda; davacı, davalı yükleniciye verdiği iş bedelinin iadesini dava ettiği halde; Borçlar Kanunu'nun 97. maddesi gereğince ifaya izin verilmesi ile birlikte yeniden yapım bedelini de talep etmesine yasal olanak yoktur. Çünkü, Borçlar Kanunu'nun 106. maddesi hükmü gereğince; yüklenicinin ediminin ifasında temerrüdünün gerçekleşmesi halinde; davacı eser sahibi, sözleşmenin ifası ile birlikte gecikme nedeniyle maddi tazminat isteyebilir; sözleşmenin yerine getirilmesinden ve gecikme nedeniyle maddi tazminat isteminden vazgeçtiğini hemen bildirerek aynen ifa yerine geçen olumlu zararının tazminini talep edebilir veya sözleşmeyi bozabilir. Davacı eser sahibi de sözleşmenin feshini dava ettiği gibi davalı da fiilen sözleşmeyi feshetmiştir. Kural olarak akdin feshine ilişkin irade beyanı, tek taraflı bozucu yenilik doğuran haklardan olup karşı tarafa ulaşmasıyla hüküm doğurur. Somut olayda da, dava dilekçesi ile davacının fesih bildirimi davalıya ulaşmış ve davalı yanca da inşaatı yapmayacağı bildirilmiş olmakla sözleşmenin feshine yönelik taraf iradeleri birleşmiştir.
İmar Yasası'na, fen ve sanat kurallarına ve sözleşme hükümlerine uygun olarak yapılan yasal yapının eser sahibine tesliminde yüklenicinin temerrüdünün gerçekleşmesi ve sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshi durumunda eser sahibi Borçlar Kanunu'nun 108. maddesi hükmü gereğince verdiğinin iadesi yanında gerçekleşmiş ise menfi zararının tazminini de isteyebilir. Az yukarıda açıklandığı üzere; sözleşmenin batıl olması ifasının kusursuz imkânsızlık nedeniyle olanaksız bulunması ya da eser sahibinin kusuru sebebi ile feshi durumunda eser sahibi menfi zararlarının tazminini isteyemeyeceği gibi; müspet zararının giderilmesini de isteyemez. 25.01.1984 tarih ve 84/3-1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, olayın özelliği ve niteliğinin haklı gösterdiği durumlarda Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi hükmü gözetilerek sözleşmenin ileriye etkili sonuç doğurur şekilde feshine karar verilebilir. Somut olayda anılan Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının uygulanmasını gerektiren koşullar gerçekleşmemiştir.
Davada, trafik siciline tescilli otomobilin eser yapım bedeline mahsuben davalıya verildiği ileri sürülerek 4.000,00 TL bedelinin de tahsili istenmiş ise de; 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 20/d maddesi gereğince trafik siciline tescilli aracın satışı noterlerce doğrudan yapılacak sözleşme ile olanaklı olduğundan ve dolayısıyla yanlar arasındaki adi yazılı sözleşme ile aracın davalıya temliki geçersiz olduğundan aracın aynen iadesi yerine bedeli talep edilemez. Mahkemece, bu yöndeki davacı isteminin kabulüne karar verilmesi de doğru olmamıştır.
Nama ifaya izin verilmesi isteminin mahkemece kabulü de doğru değildir. Çünkü, nama ifa istemi de sözleşmenin aynen ifası kapsamındadır.
Yukarıda özetle açıklanan hukuksal düzenlemeler dahilinde dava değerlendirildiğinde; eksik yapı reddedilecek derecede ayıplı olduğundan davacı, ancak davalıya nakden ödediği paranın iadesine, yıkım masraflarını ve sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshine karar verilmesini talep edebileceği sonucuna varıldığından; mahkemece belirtilen istemlerin kabulüne fazlaya ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte belirtilen sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 31.10.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy