(818 S. K. m. 355) (1086 S. K. m. 284)
Dava: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden doğmuş olup, bakiye iş bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
2- Yanlar arasında eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğu ve davalı iş sahibinin 03.11.2006 tarihli ihtarı ile feshedildiği konularında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Ancak taraflar iş bedeli ve gerçekleştirilen imalat miktarı konusunda anlaşamamaktadırlar. Yine tarafların beyanıyla davacı yüklenicinin iş bedelinin 40.000,00 TL'lik kısmını davalıdan tahsil ettiği de sabittir. Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2007/382 Esas, 2008/11 Karar sayılı dosyasında iş sahibi tarafından yüklenici aleyhine açılan fazla ödemenin istirdadı davası reddedilerek derecaattan geçmek suretiyle kesinleşmiş ise de; bu dosyada alınan 25.09.2007 tarihli bilirkişi raporunda işin yapıldığı tarih itibariyle hakedilen imalat bedelinin KDV dahil 44.936,20 TL, iş sahibinin itirazı üzerine alınan 17.12.2007 tarihli ikinci bilirkişi raporunda imalat bedelinin KDV dahil 57.801,82 TL olduğu hesaplanmıştır. Mahkemece 2. rapora itibar edilmekle birlikte söz konusu dava fazla ödemenin istirdadına ilişkin olup her iki raporda gerçekleştirilen imalat yapılan ödemeden fazla olduğu ve raporlar arasındaki farklılık sonuca etkili olmadığından Dairemizce verilen ret kararı onanmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 03.10.2007 gün 2007/15-614 Esas, 2007/696 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi kısmi davada alınan bilirkişi raporu sonradan açılan ek davada kesin delil olmaz. Kısmi davada alınan raporun ek davada kesin delil olmayacağı kabul edildiğine göre fazla ödemeyle ilgili davada alınan raporun daha sonra açılacak iş bedelinin tahsili davasında kesin delil olarak kabulü de mümkün değildir.
Bu durumda mahkemece az yukarıda sözü edilen dava dosyasında alınan bilirkişi raporları arasında miktar yönünden fark bulunduğu ve söz konusu raporların bu davada kesin delil teşkil etmesi söz konusu olamayacağından gerçeğin ortaya çıkması için HUMK'nın 284. maddesi gereğince öncekiler dışında yeniden seçilecek konusunda uzman bilirkişiden, gerekirse mahallinde keşif de yapılmak suretiyle davacının fesih tarihine kadar gerçekleştirdiği imalatın 2006 yılı serbest piyasa rayiçlerine göre bedeli konusunda önceki raporlarda mevcut farklılıkları giderecek gerekçeli ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp değerlendirilmek suretiyle davanın sonuçlandırılması gerekirken eksik inceleme sonucu davanın kabulü doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 09.02.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy