(2004 S. K. m. 72)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı bozmaya uyularak verilen hükmün temyizen incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Asıl dava fazla ödemenin istirdadı ve teminat fazlasının, birleşen dava ayıplı imalat ve davalının kusuru sebebiyle uğranılan zararın tahsili istemiyle açılmış, davalı reddini savunmuş mahkemenin kısmen kabule dair kararı davalı yüklenici tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları reddedilmelidir.
2- Mahkemenin 05.12.2000 günlü kararı Dairemizce yapılan imalatın hakediş, ataşman ve yeşil defterlere göre yapım sırası, ödemeler tutarı gözetilerek her yıl yapılabilecek işe göre o yıl fiyatlarıyla hakedilen iş bedellerinin saptanması gerektiğinden, tümünün 1998 yılı değerlerine göre hesap edilerek hükme varılması doğru kabul edilmeyerek bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulmuş, hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda, yıllara göre yapılan imalat ve ödeme tutarı 1998 yılı kat sayısına dönüştürülerek bulunan miktar esas alınmak suretiyle davacının fazla ödeme tutarı hesaplanmıştır. Oysa yukarda değinilen bozma ilamında açıklandığı üzere davacının fazla ödemesi olup olmadığı imalatların ve ödemelerin yapıldığı tarihler itibarıyla hesaplanan hakedişe göre bulunmalıdır. Bilirkişi raporunda ise yıllara göre davacının tutarı 31.897,00.-TL. bulunmuş, bundan 1998 yılında yapılan ve bedeli ödenmeyen 14.846,00.-TL. ile 1993-1997 yılları arasındaki 1.511,00.-TL.lik eksik ödemenin mahsubu sonucu kalan 15.540,00.-TL. fazla ödemedir denilmiştir.
O durumda bunun istirdadına karar verilmesi gerekirken bozmaya aykırı hesapla fazlaya hükmedilmesi doğru olmamıştır.
Öte yandan birleşen davada hükmedilen alacağa, tesbit tarihlerinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Oysa muaccel bir alacağa faiz yürütülebilmesi için alacak miktarı gösterilmek ve istenilmek suretiyle borçlunun usulen temerrüde düşürülmesi veya sözleşmede kesin vadenin kararlaştırılmış olması zorunludur. Davadan önce temerrüdün varlığı kanıtlanamadığına göre temerrüd, birleşen dava gününde gerçekleşmiştir. Bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğinden tesbit tarihinin faize başlangıç alınması usul ve kanuna aykırıdır.
Karar bütün bu sebeplerle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 02.06.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy