(1086 S. K. m. 74) (818 S. K. m. 101, 355, 360)
Dava: Yukarıda gün ve numarası yazılı hükmün temyizen incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Dava, BK'nın 355 ve devamı maddelerinden kaynaklanan eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; davacı yüklenici vekilince toplam 5.428,00 TL bedelle yüklenilen ve teslim edilen dava konusu imalata karşılık 2.000,00 TL tahsil edilmesine rağmen kalan 3.428,00 TL'nin ödenmediği iddiasıyla bu miktarın davalı yana ödetilmesi istenmiştir.
Davalı iş sahibi, yapılan işin ayıplı olduğunu savunmuş, mahallinde keşif yapılarak alınan bilirkişi raporunda ise, gerçekleştirilen imalatın ayıplı olduğu ve eserin bu haliyle yapıldığı tarihteki rayiçlerle 1.977,36 TL'lik değer taşıdığı bildirilmiştir.
BK'nın 360/II. maddesi uyarınca, işin kusurlu olması halinde iş sahibinin, işin kıymetinin noksanı oranında fiyatın tenzil edilmesini isteme hakkı bulunmaktadır. Davalı iş sahibi de somut olayda teslim edilen işin ayıplı olduğundan bahisle yukarda açıklanan hakkını kullanmıştır.
Şu durumda yapılan yargılama ve alınan bilirkişi raporları ile eserin mevcut hali ile değerinin 1.977,36 TL olduğu, buna karşılık da davalı yanca davacıya 2.000,00 TL ödenmiş olduğu saptanmış olmakla davanın reddi yerine yapılan ödeme nazara alınmaksızın yazılı biçimde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Kabule göre de, davada talep konusu yapılan alacağa reeskont faizi yürütülmesi istenilmesine rağmen HUMK'nın 74. maddesine aykırı biçimde avans faizi yürütülmesine karar verilmesi, yine davalının 02.08.2006 günlü ihtarnamesi BK'nın 101. maddesi anlamında kendisinin temerrüde düşmesine neden olmayacağı ve dava gününden önce temerrüt oluşmadığı durumda dava tarihi yerine 02.08.2006 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de usul ve kanuna aykırı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istem halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 11.05.2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy