(818 S. K. m. 365)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen günde davacı vekili Avukat H. Ö. ile davalı vekili Avukat B. İ. geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraflar avukatları dinlendikten sonra vaktin darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması başka güne bırakılmıştı. Bu kere dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği konuşulup düşünüldü:
Taraflar arasındaki uyuşmazlık 10.10.2006 tarihli sözleşme gereğince Sultanhanı Kervansarayı onarım işi nedeniyle davacı yüklenici tarafından geçekleştirilen imalatın ödenmeyen bedelinin tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Kapsamında ihtilaf bulunmayan sözleşmenin 6. maddesinde sözleşmenin anahtar teslimi götürü bedelli olduğu ve sözleşme ve eklerinde yapılacağı yazılan tüm işlerin (3.213.000,00 TL) bedelle yapılması kabul edilmiştir. Uyuşmazlık davacı tarafından sözleşme kapsamında yapılması gerekip de yapılmayan imalat olup olmadığı ve bunların bedelinin ödenip ödenmediği noktasında toplanmaktadır. Davacı sözleşmede yer alan tüm işlerin yapıldığını ileri sürerken, davalı sözleşme gereğince yapılması gerektiği halde uygulama sırasında yapılmasına gerek olmayan imalatın bedelinin talep edilemeyeceğini savunmaktadır. Gerçekten de BK'nın 365. maddesi uyarınca götürü bedel kararlaştırılan bir sözleşmede bedelin tümüne hak kazanılabilmesi için sözleşme ve eklerinde yapılacağı öngörülen tüm imalatın gerçekleştirilmiş olması gerekir. Eğer sözleşmede belirtildiği halde yapılmayan imalat var ise bu takdirde davacı yüklenicinin hakediş alacağı yaptığı tüm imalatın yapılacak imalata göre gerçekleşen fiziki oranının götürü bedele uygulanmasıyla bulunur. Davada çözümü gereken husus sözleşme ve eklerinde uygulama projesi, mahal listesi gibi yapılacak imalatı gösteren belgelerdeki işlerin yapılıp yapılmadığının, yapılması gerekip de uygulama sırasında yapılmasına gerek olmadığı için yapılmayan imalatın oranının belirlenmesi, buna göre sözleşme kapsamında gerçekleşen imalatın fiziki oranının bulunarak götürü bedele uygulanmasından ibarettir.
Mahkemece anılan her iki raporda da davacının sözleşmede kararlaştırılan bedele hak kazandığı varsayımından hareket edilmiştir. Oysa raporlardan, keşif özetlerinde yer aldığı halde bazı imalatların yapılmasından vazgeçildiği yani bu imalatların hiç yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davacının yapmadığı bir imalatın bedeline hak kazandığından söz edilemeyeceğinden mahkemece yapılması gereken iş yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulundan gerektiğinde mahallinde yeniden keşif yapılarak gerçekleşen imalatın fiziki oranına göre davacı alacağının saptanması, mahkemece verilen kararda davacının sözleşme dışı yaptığı imalatın bedeli alacağına katılmadığı halde bu hususu temyize getirmediğinden fiziki orana göre bulunacak alacağa katılmadan belirlenecek miktardan yapılan ödemeler düşüldükten sonra kalanına hükmetmekten ibarettir.
Mahkemece bu hususlar üzerinde durulmadan, denetime elverişsiz rapora dayanılarak davanın kabulü doğru olmadığından karar bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan sebeplerle hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, 900,00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 19.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy