Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği
Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
K A R A R -
Uyuşmazlık, Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi ilişkisinden kaynaklanmakta olup, davada, davalı tarafından inşa olunan binanın 2003 yılında meydana gelen depremde hasara uğradığı ileri sürülerek giderilme bedelinin tazmini talep edilmiş, mahkemece binada gizli ayıplı imalât bulunduğu kabul edilmekle beraber bu ayıpların BK'nın 362. maddesinde öngörülen sürede ihbar edilmediği gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.Taraflar arasında .../... İlköğretim Okulu pansiyon inşaatının yapımı konusunda eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğu çekişmesizdir. Davacı, iş sahibi; davalı ise yüklenicidir.
Sözleşme konusu inşaatın 2003 yılında meydana gelen depremde hasar görmesi üzerine, davacı iş sahibince gerekli incelemeleri müteakip binada ayıplı imalâtlar bulunduğu saptanarak, anılan ayıpların giderilme bedelinin tahsili amacıyla eldeki dava açılmıştır.Yargılama sırasında mahallinde keşif yapılmak suretiyle alınan bilirkişi kurulu raporları ile, inşaatın yapıldığı dönemde yürürlükte olan 1975 tarihli Deprem Yönetmeliği'ne aykırılıklar taşıdığı, güvenli ve yeterli inşa edilmediği, bu haliyle gizli ayıplı olduğu, binada belirlenen gizli ayıpların giderilmesi içinse 8.500,00 TL masraf gerektiği belirlenmiştir.Mahkeme gerekçesinde, binada gizli ayıplar varsa da bu ayıpların BK'nın 362. maddesi uyarınca iş sahibince yükleniciye ihbar edilmediğini, bu itibarla iş sahibinin artık BK'nın 360. maddesi ile kendisine tanınan hakları kullanamayacağını ifade ederek davanın reddine karar vermiştir. Ne var ki, gösterilen bu gerekçe kural olarak yerindeyse de, ayıp ihbarı esasen hukuki niteliği itibariyle bir def'i niteliğinde olduğundan ve bu def'i ileri sürme yükümlülüğü doğal olarak yükleniciye ait bulunduğundan, yüklenicinin bu yönde bir savunması (def'i) olmadıkça mahkemenin bu hususu resen nazara alması mümkün bulunmamaktadır (Y.15.HD, 22.02.1990 T., 3070/736 sy., 15.06.1992 T., 3006/3087 sy.). Nitekim somut olayda da, yargılama sırasında yüklenici tarafından, iş sahibince kendisine ayıp ihbarı yapılmadığı şeklinde herhangi bir savunması olmamıştır.Bu durumda dosya kapsamında mevcut 17.09.2010 günlü bilirkişi kurulu raporu ile hesaplanan bedelin, dava dilekçesi ile talep edilen miktara dava, ıslahla arttırılan kısma ise ıslah tarihinden itibaren istem gibi yasal faiz uygulanmak suretiyle hüküm altına alınması yerine, yazılı şekilde hatalı değerlendirme sonucunda davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 28.12.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy