(818 S. K. m. 126, 128, 133)
Dava ve Karar: Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Dava, inşaat yapım sözleşmesi uyarınca imalat bedelinin tahsiline karar verilmesi istemiyle açılmış, davalı zamanaşımı def'inde bulunmuş, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece davanın kabulüne dair verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında imzalanan 12.02.2002 tarihli ek sözleşmeyle yapımı kararlaştırılan imalatın uyarıya karşın süresinde tamamlanmadığından bahisle 27.06.2003 tarihli ihtarla davalı iş sahibince feshedilmiş, ihtarname 09.07.2003 tarihinde davacıya tebliğ edilmiştir. Davacı da yargılama aşamasında dosyaya giren 17.08.2003 tarihli dilekçesinde, feshin haksız olduğunu, kalan işlerin başka taşeronlara yaptırılması nedeniyle zarara uğradığını belirterek fesihten sonra inşaata devam etmediğini kabul etmiştir. Anılan sözleşmede bedel nakit olarak kararlaştırıldığından tek taraflı irade beyanının ulaşmasıyla feshedilebilir. Bu nedenle davacı yüklenici feshedilen sözleşmeden kaynaklanan imalat alacağı var ise fesih iradesinin kendisine tebliğinden itibaren bu alacağını talep hakkı doğar. Başka bir anlatımla fesihle alacak muaccel olur (BK.128. madde). Eser sözleşmelerinde zamanaşımı süresi bazı durumlar ayrık olmak üzere BK'nın 126/4 maddesi uyarınca beş yıllık süreye tabidir. Bu nedenle davanın 09.07.2003 tarihinden itibaren beş yıl içinde açılması gerekir. Oysa eldeki dava bu süre geçtikten sonra açılmış bulunduğundan zamanaşımının varlığı kabul edilmelidir. Her ne kadar davalı tarafından açılan 2004/74 Esas sayılı davada, yüklenici kendi alacağından bahisle 12.04.2004 tarihli dilekçesinde davaya karşı çıkmış bulunduğundan BK'nın 133/2. maddesince def'i olarak ileri sürüldüğü kabul edilse dahi 12.04.2004 tarihinden itibaren de beş yıllık sürenin aşılmış olduğu anlaşıldığından alacak zamanaşımına uğramıştır. O halde tüm bu nedenlerle davada beş yıllık zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esası incelenerek hükme varılması usul ve yasaya aykırı olmuş, bozulması uygun bulunmuştur.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 14.12.2011 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy