TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2015 tarih ve 2015/256968 sayılı yazısı ile,
Suç örgütüne üye olma ve mala zarar verme suçlarından sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 220/2, 220/3, 151/1, 152/2-a, (2 kez) 62. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis, 1 yıl 8 ay hapis (2 kez) cezaları ile cezalandırılmasına, örgüt üyeliğine ilişkin cezasının aynı Kanunun 58/9. maddesine göre mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine dair ...8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 11.01.2013 tarihli ve 2010/161 esas 2013/4 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Dosya kapsamına göre,
1-Sanık hakkında ...Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 30.06.2010 tarihli ve 2010/65 soruşturma, 2010/368 esas 2010/293 sayılı iddianamede, 5237 sayılı TCK'nın 220/3. maddesinin uygulanmasının istenmediği halde, örgüte üye olmak suçundan cezalandırılan sanığa 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan anılan Kanunun 220/3. maddesinin uygulanması suretiyle cezasından artırım yapılmasında,
2-Sanığın her bir müştekiye yönelik eylemleri nedeniyle ayrı ve bağımsız biçimde değerlendirme yapılarak, uygulama maddeleri ayrı ayrı gösterilip denetime olanak sağlayacak biçimde ayrı ayrı hüküm kurulması gerekirken, sanık hakkında, müştekiler ..... ve ....'a yönelik mala zarar verme suçunda toplu uygulama yapılması suretiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanununun 232. maddesine aykırı davranılmasında,
3-5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53/2. maddesinde yer alan "Kişi, işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz." ve 3. fıkrasındaki "Mahkum olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanmaz." şeklindeki düzenlemeler karşısında anılan maddenin 1-e bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 08.07.2015 tarih ve 2014/14520/46179 sayılı kanun yararına bozma talebine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2015 tarih ve 2015/256968 sayılı tebliğnamesi ile daireye ihbar ve dava evrakı tevdi kılınmakla dosya incelenerek gereği düşünüldü:
TÜRK MİLLETİ ADINA
I) Olay;
Sanık hakkında suç örgütüne üye olma ve müştekiler ... ile ...'a yönelik mala zarar verme suçlarından cezalandırılması amacıyla ...Cumhuriyet Başsavcılığının 30.06.2010 tarih ve 2010/293 sayılı iddianamesi ile açılan dava sonucunda ...8. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. madde ile görevli) 11.01.2013 tarih ve 2010/161 esas 2013/4 sayılı kararı ile TCK'nın 220/2, 220/3, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 3 ay hapis ve TCK'nın 151/1, 152/2-a, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis (2 kez) cezası ile mahkumiyetine dair verilen kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
II) Kanun yararına bozma istemine ilişkin uyuşmazlığın kapsamı;
Dosya kapsamına göre, suç örgütüne üye olma suçu yönünden iddianamede sevk maddeleri arasında belirtilmeyen TCK'nın 220/3. maddesinin ek savunma verilmeden uygulanmak suretiyle cezada artırım yapılması, mala zarar verme suçu yönünden her bir müştekiye yönelik sübuta eren eylemleri nedeniyle uygulama maddeleri ayrı ayrı gösterilmeksizin toplu uygulama yapılması ve TCK'nın 53. maddesinin 1-e bendinde yer alan hak yoksunluğunun sadece kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından koşullu salıvermeden sonra uygulanamayacağı, kendi alt soyu dışındaki kişiler bakımından vesayet ve kayyımlıkla ilgili hak yoksunluğu ile anılan maddenin 1. fıkrası a, b, d ve e bentlerinde yazılı hak yoksunluklarının ise cezanın infazının tamamlanmasına kadar devam edeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi nedeniyle bozma istemi, uyuşmazlığın konusunu oluşturmaktadır.
III)Hukuksal değerlendirme;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesinin 1. fıkrasında "Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir." hükmü yer almaktadır.
5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 325. maddesinde "Hüküm, cezanın tatbikatında kanuna muhalefet edilmesinden dolayı maznun lehine olarak bozulmuşsa ve bozulan cihetlerin temyiz talebinde bulunamamış olan diğer maznunlara da tatbiki kabil olursa bu maznunlar dahi temyiz talebinde bulunmuşcasına hükmün bozulmasından istifade ederler." hükmüne yer verilmiştir.
İncelenen dosya kapsamına göre;
Kanun yararına bozma talebine konu ...8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2013 tarih ve 2010/161 esas 2013/4 karar sayılı kararı, sanığın bizzat kendisine 17.04.2013 tarihinde yapılan tebligat üzerine temyiz edilmediğinden 25.04.2013 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Anılan karar, davanın diğer sanıklarınca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.06.2014 tarih ve 2014/13 esas 2014/11326 karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.
Bozma sonrasında dosya ...7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/323 esas sayılı sırasına kaydedilmiş, anılan mahkemece 07.07.2014 tarihinde yetkisizlik kararı verilerek .... Ağır Ceza Mahkemesine devredilmiştir.
Devir işlemini takiben .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/143 esas sırasına kaydedilen dosyada 31.10.2014 tarihinde yapılan duruşmada, her ne kadar mahkemece belirtilmemiş ise de bozma kararı sanığa da sirayet ettirilerek, savunması, bozma ilamı ile yetkisizlik kararına diyecekleri sorulmuş ve bozma kararı doğrultusunda ek savunması alınmıştır.
Yapılan UYAP sorgulamasına göre .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/143 esas sayılı dosyasının halen derdest olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda; ...8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2013 tarih ve 2010/161 esas 2013/4 karar sayılı kararı temyiz incelemesinden geçmeksizin mahkemece kesinleştirilmiş ise de davanın diğer sanıklarınca temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.06.2014 tarih ve 2014/13 esas 2014/11326 karar sayılı bozma kararı sonrasında .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/143 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada, her ne kadar mahkemece bozma kararının sanığa sirayet ettirildiği açıkça belirtilmemiş ise de, anılan bozma kararı doğrultusunda sanığın ek savunması alınarak bozma kararına karşı diyeceklerinin sorulmasının bozma kararının sirayet ettirilmesi mahiyetinde olduğu ve yargılamanın da halen devam ettiği gözetildiğinde CMK'nın 309. maddesinde belirtilen şekilde kesinleşmiş bir kararın varlığından söz etmek mümkün olmadığından kanun yararına bozma talebi yerinde görülmemiştir.
IV) Sonuç ve karar;
Kanun yararına bozma talebine konu ...8. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.01.2013 tarih ve 2010/161 esas 2013/4 karar sayılı kararının davanın diğer sanıklarınca temyizi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 04.06.2014 tarih ve 2014/13 esas 2014/11326 karar sayılı kararı ile bozulması sonrasında halen derdest olan .... Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/143 esas sayılı dosyasında yapılan yargılamada anılan bozma kararı sanığa da sirayet ettirilmiş olmakla kesinleşmiş bir karar bulunmadığından yerinde görülmeyen kanun yararına bozma talebinin CMK'nın 309. maddesi uyarınca REDDİNE, dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 13.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy