Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Silahlı terör örgütüne üye olma, Tehlikeli maddeleri
izinsiz olarak bulundurma, Terör örgüt propagandası
yapmak
Hüküm : 1-Sanıklar ..., ..., hakkında;
Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma
suçundan; 6352 sayılı Kanunun geçici l/b. maddesi
uyarınca kovuşturmanın ertelenmesine,
2-Sanıklar ..., ..., hakkında;
TCK'nın 314/2, 53, 54, 58/9, 63, 3713 sayılı Kanunun
5. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
3-Sanık ... hakkında;
a-TCK'nın 314/2, 53, 54, 58/9, 63, 3713 sayılı
Kanunun 5. maddeleri uyarınca mahkumiyet,
b-TCK’nın 174/1, 52/2-4, 53/1-2-3, 54, 58/9, 63 ve
3713 sayılı Kanunun 5/2. maddeleri uyarınca
mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Silahlı terör örgütünün propagandasını yapma suçundan kurulan hükümlere yönelik yapılan incelemede;
6352 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasına göre verilen kovuşturmanın ertelenmesine ilişkin kararlar anılan maddenin 4. fıkrası ile CMK’nın 223. maddesinin 8. fıkrası 2. cümlesi hükmü karşısında durma kararı niteliğinde ve itiraza tabi olup CMK'nın 223/1. maddesinde sayılan hüküm niteliğindeki kararlardan olmadığından, temyiz incelenmesine yer olmadığına, gereğinin itiraz merciince yapılmak üzere dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
2-Sanık ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak, tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçlarından kurulan hükümlere ilişkin temyiz incelemesinde;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 K. sayılı iptal kararının TCK'nın 53. maddesinin uygulanması yönünden infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceğinden, hüküm fıkrasında TCK'nın 52/4 maddesi gereğince yapılan ihtarat sonuca etkili görülmemiştir.
Yapılan yargılama sonunda toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanıkların suçunun sübutu kabul, olay niteliğine ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
3-Sanıklar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... hakkında silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan kurulan hükümlere yönelik temyize gelince;
Hükmün gerekçesinde sanık ...'ın tehlikeli maddeleri izinsiz olarak bulundurma suçundan beraatine karar verilmesi gerektiğinden bahisle değerlendirme yapılmışsa da; atılı eylemden sanık hakkında açılmış bir dava bulunmadığı gözetilerek yapılan değerlendirmeye hukuki değer izafi edilmemekle tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiş ve söz konusu eylemle ilgili olarak zamanaşımı süresi içerisinde mahallinde her zaman işlem yapılması mümkün görülmüştür.
a-Sanıkların soruşturma aşamasında Türkçe ifade verdikleri ve Türkçe bildikleri de dikkate alındığında, CMK'nın 202/1. maddesi ile AİHM'nin Mehdi Zana-Türkiye davasındaki kararı birlikte değerlendirildiğinde, yargılama aşamasında anadilde savunma yapmakta ısrar etmelerini hakkın kötüye kullanımı olarak kabul etmek mümkün ise de; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6/3-e maddesindeki düzenlemenin ve AİHM kararlarının tercüman vasıtası ile savunma yapma hakkına ilişkin asgari standartlarının da üstünde bir nitelik taşıyan, hükümden önce 31.01.2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6411 sayılı Kanunun 1. maddesi ile CMK’nın 202. maddesine eklenen 4. fıkradaki yasal düzenleme nedeniyle kanun koyucunun bu hakka atfettiği değer ayrıca Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Tercüman Listelerinin Düzenlenmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri de gözününde bulundurularak sanıklara ve müdafilerine anadilde savunma yapabilecekleri hususunda ihtaratı içeren usulüne uygun meşruhatlı tebligat yapılarak, sanıkların savunmalarının alınması gerektiği gözetilmeden bu imkan tanınmadan savunma hakkından vazgeçtikleri kabul edilerek hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
b-Dosya kapsamına göre; sanık ... hakkında ....11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/100 esas sayılı dosyasında, suç tarihi 08.12.2010 olan silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 05.05.2012 tarihli iddianame ile dava açıldığı, dosyanın 11.03.2014 tarihinde ... Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesine devrine karar verildiği, ... Emniyet Müdürlüğünün 19.12.2010 tarihli yazısında ise sanığın 14.05.2010 günü .... sınır kapısından çıkış yaparken ... Emniyet Müdürlüğünce yakalanarak gözaltına alındığı PKK/KONRA-GEL terör örgütünün kırsal alanına katılmak ve eleman aktarmak şüphesi ile sevk edildiği ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/721 soruşturma sayısına kayden ... Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/17 soruşturma sayısı ile adli kontrol kararı verilerek serbest bırakıldığı, ....Emniyet Müdürlüğünün 01.07.2010 yazıları ile sanığın 30.06.2010 tarihinde PKK terör örgütüne katılmak isterken yakalanıp ..... Cumhuriyet Başsavcığının 2010/1528 soruşturma sayısına kayden tutuklandığı; sanık ... hakkında ise silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan .... 11. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/124 esas sayılı dosyasındaki yargılamanın halen derdest olduğunun bildirildiğinin anlaşılması karşısında, sanıklara yüklenen silahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması ve suç tarihi olarak temadinin kesildiği yakalanma tarihinin esas alınacağı hususu da gözetilip, olaylar arasında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığının tespiti bakımından anılan soruşturma ve kovuşturma dosyaları celp edilerek öncelikle olaylar arasında hukuki veya fiili kesinti olup olmadığı tespit edildikten sonra mümkün olması halinde dosyaların birleştirilmesi, kesinleşmiş olmaları durumunda ise onaylı örnekleri dosya arasına alındıktan sonra bir bütün halinde değerlendirilip sonucuna göre sanıkların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-Uygulamaya göre de;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş olup, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçeleri ile sanık ... müdafiinin duruşmalı inceleme sırasında ileri sürdüğü itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, sair yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 20.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
TEFHİM ŞERHİ:
20.04.2016 tarihinde verilen iş bu karar, Yargıtay Cumhuriyet savcısı.....'un huzurunda, duruşmada sanık ...'ın savunmasını yapmış bulunan Av. ...'in yüzüne karşı, 04.05.2016 tarihinde usulen ve açık olarak tefhim olundu.
Full & Egal Universal Law Academy