Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç: Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma
Hüküm: TCK'nın 268 maddesi delaletiyle 267/1, 53. maddeleri uyarınca mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Yerinde görülmeyen sair temyiz itirazların reddine ancak;
1- ''Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun oluşabilmesi için, failin işlemiş olduğu bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla hareket etmesi gerekir, suç soruşturma veya kovuşturması için düzenlenenler dışındaki diğer resmi belgelerin düzenlenmesi sırasında görevlilere kimliği ile ilgili yalan beyanda bulunan failin eylemi TCK'nın 206/1. maddesinde öngörülen suçu oluşturur.
Somut olayda; sürücü belgesiz araç kullanan sanığın trafik görevlilerine teyzesinin kızına ait kimlik bilgilerini beyan ederek katılan adına trafik ceza tutanağı düzenlenmesine neden olmak şeklindeki eyleminin TCK’nın 206. maddesinde tanımlanan “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturacağı hukuki durumunun buna göre takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-)Kabul ve uygulamaya göre de;
a)Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin “14.02.2010” yerine “2010” olarak yazılması,
b)Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı BOZULMASINA, 05.05.2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.