Mahkemesi :Sulh Ceza Mahkemesi
Suç: Muhafaza görevini kötüye kullanma
Hüküm: TCK'nın 289/1, 289/1-son cümle, 62, 51, 52. maddeleri
gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-01.10.2012 tarihinde satış yeri olan haczin yapıldığı borçlu şirketin adresine gidildiğinde şirketin adresten taşınmış olduğu ve 21.06.2011 tarihinde haczedilerek sanığına yediemin sıfatıyla teslim edilen malların yerinde bulunmadığı tespit edilmiş ise de; suç tarihinde yürürlükte bulunan İİK'nın 106 ve 110. maddeleri gereği hacizli taşınır malların hacizden itibaren bir yıllık süre içerisinde satışının istenmemesi halinde haczin başka bir işleme gerek kalmaksızın kalkacağı ve bu nedenle muhafaza görevini kötüye kullanma suçunun hukuka aykırılık öğesinin oluşmayacağı dikkate alınarak İcra ve İflas Kanununa göre icra muamelesi ve süreyi durduran halin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespiti bakımından...14. İcra Müdürlüğünün 2011/6015 esas sayılı dosyasının Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde aslı veya onaylı örnekleri dosya içerisine alınıp incelenerek, süresinde satış istenip istenmediği belirlendikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik soruşturma sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Kabule ve uygulamaya göre de;
a-Mahkemece cezanın asgari hadden tayin edileceğinin kabul edilmesine rağmen hükmedilen temel adli para cezasının TCK'nın 52/1. maddesi uyarınca 5 gün yerine 180 gün olarak fazla tayini,
b-Haczedilen ve yediemin olarak sanığa bırakılan eşyaların takip borçlusu .... Makina San. Tic. Ltd. Şti.'ne ait olup, sanığın suça konu eşyalardan bir kısmının kendisine veya borçlu şirkete ait olmayıp leasing yoluyla kiralanmış eşyalar olduğunu savunmuş olmasına göre, olayda uygulama yeri olmayan TCK'nın 289/1-son cümlesi hükmünün uygulanması suretiyle eksik cezaya hükmedilmesi,
c-Adli para cezalarının yerine getirilmemesi halinde 6545 sayılı Kanunla değişik 5275 sayılı Kanunun 106/3. maddesi uyarınca infaz aşamasında resen uygulama yapılabileceği nazara alındığında hüküm fıkrasında TCK'nın 52/4. maddesi gereğince ihtarat yapılması,
Kanuna aykırı, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 21.04.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.