Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi
Suç : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
Hüküm : TCK’nın 268/1 maddesi delaleti ile 267/1, 62/1, 53/1, 58 maddeleri gereğince mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-İftira suçunun özel bir halini düzenleyen TCK'nın 268. maddesinde öngörülen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği; somut olayda, karayolu üzerinde gezinen iki şahsın şüphe üzerine ihbar edilmesi nedeniyle olay yerine giden kolluk kuvvetlerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hakkında yakalama emri bulunan sanığın, yakalama kararının yerine getirilmesini ve işlem yapılmasını engellemek amacıyla kendisini kardeşi olan ...'in kimlik bilgileriyle tanıtarak olay tutanağı, yakalama ve üst arama tutanağı ile şüpheli olarak bu isimle beyanda bulunması şeklindeki eyleminin TCK'nın 206. maddesinde düzenlenen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması,
2- Kabul ve uygulamaya göre de;
Anayasa Mahkemesinin 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 08.10.2015 tarih, 2014/140 E. 2015/85 sayılı iptal kararı ile TCK'nın 53. maddesindeki bazı düzenlemelerin iptal edilmiş olması nedeniyle bu karar doğrultusunda hüküm kurulmasında zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 08.12.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.