(5237 S. K. m. 31, 220, 314) (2911 S. K. m. 32, 34/A) (5271 S. K. m. 231)
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
20.10.2014 günü saat 19:10 sıralarında Diyarbakır İli Sur İlçesi ... ... ve ... caddeleri üzerinde PKK örgütüne mensup şahıslar tarafından yolun kapatılıp seyir halindeki araçların durdurulmak suretiyle örgüt lehine propaganda yapıldığının ihbar edilmesi üzerine olay yerine giden kolluk görevlilerinin bir kısmının yüzü kapalı, ellerinde el yapımı patlayıcı madde ve uzun namlulu tüfekler olan 20-25 kişilik grubun eylemlerine devam edip ihtara rağmen dağılmayarak güvenlik güçlerine yönelik ateş edilmesi sonucu bir polis memurunun çenesinden ateşli silah mermisiyle yaralandığı, yüzü kapalı ve açık olan eylemcilerin olay yerinden kaçtıkları, hastanede yaralı bir şahsın bulunduğunun bildirilmesi üzerine suça sürüklenen çocuk ...’nun karın bölgesinden ateşli silahla yaralı olduğunun tespit edildiği, tedavisi sonucunda yakalama işlemi yapılıp ifadesine başvurulduğu, olay yerinden tesadüfen geçtiği sırada yaralandığını fark ettiğini, eyleme katılmadığını savunduğu olayda;
1- PKK/KCK silahlı terör örgütünün amacı doğrultusunda 20-25 kişilik grubun bir kısmı silahlı ve el yapımı patlayıcı maddeler olduğu halde şehir merkezinde yolu keserek hukuka aykırı şekilde araçları durdurarak kimlik kontrolü yapıp örgüt lehine propaganda yapmaları güvenliğin sağlanması için müdahale eden kolluk görevlilerine ateş edip yaralanmaya sebebiyet verilmesi halinde meydana gelen araç suç olan öldürmeye teşebbüs eyleminden bizzat silahla katılan ya da ateş eden kişilerin müşterek fail, yanlarında bulunarak silahsız olarak onlara destek veren kişilerin bu suça yardım eden konumunda iştirak ettiklerinin kabulü gerekeceğinden, gerektiği takdirde tutanak tanıkları tekrar dinlenerek; polis memurunun yaralandığı sırada suça sürüklenen çocuğun olay mahallinde ateş eden kimliği belirsiz şahsın yanında bulunduğunun tespiti halinde, bu fiile yardım eden sıfatıyla katıldığının kabulü ile bu mağdur yönünden dava açtırılması sağlandıktan sonra suç vasfının tayin ve takdiri;
2- Mahkemenin kabulüne göre örgüt adına işlenen suçun 20.10.2014 olması karşısında, 20.10.1996 doğumlu olan suça sürüklenen çocuğun 18 yaşını tamamlamadığının anlaşılmasına rağmen TCK’nın 31/3 maddesinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi,
3- 2911 sayılı Kanunun 32/1 maddesine muhalefet ettiği gerekçesiyle hakkında CMK’nın 231/5 maddesi uygulanan suça sürüklenen çocuğun 25.07.2010 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6008 sayılı Kanunun 3. maddesiyle değişik 2911 sayılı Kanunun 34/A maddesindeki hükmün uygulanacağının gözetilmemesi,
4- Gerekçeli karar başlığında suç adının “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme” yerine "Silahlı terör örgütüne üye olmak" olarak yazılması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuk müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebeplerden dolayı BOZULMASINA, 26.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy