(3402 S. K. m. 20/C)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Tapulama sırasında 694 parsel sayılı 108.400 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz davacı Mehmet adına tespit edilmiştir. Davalı Hazinenin, tapu kaydı miktar fazlasının mera olduğuna dayanan itirazı tapulama komisyonu tarafından kabul edilmiştir. Davacı Mehmet, tapu kaydı ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, davanın kabulüne ve dava konusu parselin davacı adına tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydının sabit sınırlı olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin kabulü dosya kapsamına ve tapu kaydına uygun düşmemektedir. Tapu kaydı dört hududu itibariyle bir bütün olarak taşınmazı çevrelemediği gibi, boz hali hudut gösterilmektedir. Boz hali sınırı değişebilir sınırdır. Bu sınır sabit olarak kabul edilemez. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 20/C maddesi uyarınca değişebilir sınırlı kaydın kapsamının miktarına değer verilerek belirlenmesi zorunludur. Kayıt miktar fazlasının zilyetlikle iktisabı mümkündür. Miktar sınırlaması hariç olmak üzere diğer zilyetlikle iktisap şartlarının davacı yararına oluştuğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Kadastro Kanununun 14. maddesi uyarınca kayıt ve belgesiz olarak aynı çalışma alanı içerisinde sulu arazide 40, kuru arazide ise 100 dönüme miktarındaki arazinin zilyetlikle iktisabı mümkündür. Mahkemece bu yönde araştırma yapılmamıştır. Hal böyle olunca, Kadastro Müdürlüğü, Tapu Sicil Müdürlüğü ve Hukuk Yazı İşleri Müdürlüğünden davacı adına Gündüzlü Köyü çalışma alanı içerisinde kayıt ve belgesiz olarak tespit ve tescil edilen taşınmaz bulunup bulunmadığı sorulmalı, varsa ilgili parsellere ait kayıtlar getirtilerek miktar sınırlaması dikkate alınmalı, davacıya ait olan ve sabit sınırlı kaydı dayanmayan ve görülmekte olan tüm davalar birleştirilerek norm sınırlaması gözetilerek hüküm kurulmalıdır.
Sonuç: Eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğundan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 22.06.1992 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy