(818 S. K. m. 213, 234, 511, 513, 514)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan, dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 344 ada, 9 parsel sayılı 41946 metrekare yüzölçümündeki taşınmazın bir bölümü Osman'ın 10.10.1966 tarihli senetle satımı nedeniyle, bakiye kısmı ise İbrahim lehinde yapılan ölünceye kadar bakma akti gereğince ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle İbrahim adına tesbit edilmiştir. Davacı Celal ve müşterekleri açtıkları davada satış senedi ve ölünceye kadar bakma aktinin şekil şartlarından yoksun olduğunu ve aynı zamanda sahte olduğunu belirterek taşınmazın tamamının Osman mirasçıları adına tescilini talep etmişler, yargılama aşamasında ise, taşınmazın 15 dönümünün satıldığını, bakiye kısmın Osman mirasçıları adına tescili gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Mahkemece açılan davanın reddine, taşınmazın davalı İbrahim adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararda yazılı gerektirici nedenlere ve miras bırakan tarafından satılarak zilyetliğinin devredildiği sabit olduğuna göre, taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik bütün temyiz itirazlarının REDDİNE.
2- Çekişmeli parselin krokide (B) harfi ile gösterilen bölümüne yönelik temyiz itirazlarına gelince: Temyize konu olan ve krokide (B) harfi ile gösterilen bölümünün miras bırakan Osman'a ait olduğu ve murisin 24.1.1984 tarihinde vefat ettiği tartışmasızdır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı İbrahim'in dayandığı "gayrimenkul devir senedi" başlığını taşıyan belgeye değer verilip verilemeyeceğine ilişkindir. Senet incelendiğinde, bu belgenin bir satım senedi olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Zira, satım akdi ivazlı bir akit olup, satımda semenin belirli olması gerekir. Senette, semen yazılı olmadığına göre bunun satış senedi olarak kabulü mümkün değildir. Öte yandan, senedin bağış senedi olarak nitelendirilmesi de mümkün bulunmamaktadır. Zira, bir miktar para alındığı yazılı olduğuna ve miktar açıklanmadığına göre, senet bağış olarak da kabul edilemez. Senette, ölünceye kadar bakma akdinin şartları ise bulunmamaktadır. Senet, münderecatı başka delillerle de doğrulanmadığına göre, mahkemece senede değer verilerek hüküm oluşturulması doğru değildir.
Sonuç: Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazın krokide (A) harfi ile gösterilen bölümünün davalı İbrahim, (B) harfi ile gösterilen bölümünün ise, payları oranında miras bırakan Osman mirasçıları adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir. Davacıların temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, Yargıtay duruşması için belirlenen 6.000.000.TL. vekalet ücretinin davalıdan alınarak, duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine, 04.06.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy