(743 S. K. m. 641) (3402 S. K. m. 13, 19, 20, 26) (4721 S. K. m. 715)
Dava: Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 62 ada, 2 parsel sayılı 9700 metrekare yüzölçümündeki ve 63 ada, 3 parsel sayılı 2452 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, evvelce su altında bataklık ve sazlık durumunda iken, Kovada Kanalının yapılıp, suların çekilmesiyle ziraata elverişli hale gelmeleri sonucu, kişilerin işgaline girmiş olmaları ve Eğirdir Belediyesine ait 1939 tarih, 142 tahrir nolu vergi kaydı kapsamında kalmaları nedeniyle, 65 ada, 27 parsel sayılı 22318 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz da aynı ada, 4 nolu parsele uygulanan batı hududunu ırmak okuyan 14.5.1959 tarih, 24 nolu tapu kaydı ile (miktar olarak daha fazla olması nedeniyle tespite esas alınan) 937 tarih, 73 tahrir nolu mera hudutlu vergi kaydı miktar fazlası olması, ırmak hududunun zeminde sabit olmaması ve belediyeye ait 937 tarih, 142 tahrir nolu vergi kaydının kapsamında kalması nedeniyle Eğirdir Belediyesi Tüzel Kişiliği adına tesbit edilmişlerdir. İtirazları, komisyonca reddedilen davacılar, 14.5.1959 tarih, 24 ve 18.11.1959 tarih, 31 nolu tapu kayıtları ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların aralarında yaptıkları 6.10.1978 tarihli taksim sözleşmesine göre adlarına tescilini talep etmişlerdir. Yargılama sırasında tespite itirazları olmayan ve komisyon kararının da tarafı olmayan müdahiller 65 ada, 27 nolu parselin 1, 5 dönümlük bölümünün murisleri Y Abdullaha ait 1320 tarih, 11 nolu tapu kaydı kapsamında kaldığını, geri kalan yerlerin ise öncesinin bataklık olup kanal geçmekle işgal edilen belediye yeri olduğunu iddia etmişlerdir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davacıların tapu kaydı hudutları sabit olmayıp nizalı parselleri kapsamadığı gibi, davacıların iktisap sağlar bir zilyetlikleri de bulunmadığı gerekçesiyle davalarının reddine, müdahiller yönünden ise tespit tutanakları kesinleştiği gerekçesiyle davaların görev yönünden reddine, taşınmazların tespit gibi Eğirdir Belediyesi adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ve müdahiller tarafından temyiz edilmiştir.
Çekişmeli parsellerin, davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı kapsamı dışında kaldığı, mahkemece toplanan ve doğru olarak değerlendirilen delillerle saptanmıştır. Dayanılan tapu kayıtları değişebilir sınırlı olup, miktarı ile geçerlidir. Kayıtta, batıda gösterilen ırmak hududunun değişebilir nitelikte bulunduğu derecaattan geçmek suretiyle kesinleşen Asliye Hukuk Mahkemesinin 1965/26 esas sayılı dosyasında verilen kararla saptanmıştır. Bu ilam karşısında, ilama aykırı düşen bilirkişi ve tanık sözlerine değer verilmemesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Kayıt miktarı kadar taşınmazlar davacı taraf adına tescil edilmiştir. Davaya konu olan taşınmazların bataklık iken Kovada Kanalının açılması nedeniyle tarım arazisine dönüştüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bataklıklar, Medeni Kanunun 641. maddesi gereğince Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerdendir. Belediye imar planı kapsamında kalan bu tür arazilerin 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesi gereğince zilyetlikle kazanılması mümkün değildir. Açıklanan ve mahkeme kararında gösterilen diğer gerekçelere göre, davacıların sair temyiz itirazları yerinde bulunmamaktadır. Ancak, tespit tarihinden önce davacıların taşınmazlar üzerine ağaç diktikleri anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 19/2. maddesi gereğince muhtesatın sahibinin, cinsinin ve ihdas tarihinin kütüğün beyanlar hanesinde gösterilmesi gerekirken, mahkemece bu yönde hüküm kurulmaması doğru değildir. Öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 26/D maddesi gereğince, kadastro tespitinden önceki uyuşmazlıkları çözümlemek görevi kadastro mahkemesine aittir. Davaya müdahil olarak katılmak isteyenler Hasan, Pakize, İbrahim ve Hasanın müdahale istemlerinin kabulü ile bildirecekleri deliller toplanarak uyuşmazlığın esastan çözümlenmesi gerekirken, görevsizlik kararı verilmesi de usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Temyiz itirazlarının bu nedenlerle kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 02.07.1996 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy