(3402 S. K. m. 14, 20, 30)
Dava: Taraflar arasında kadastro tesbitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
Karar: Kadastro sırasında 67 parsel sayılı 29.900 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz,1960 yılında Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden iken tarla haline getirildiği, 1974 yılında ise zilyedliğinin terk edildiği açıklanarak davada taraf olmayan Hazine adına tesbit edilmiştir. İzzet ve Ali'nin itirazları üzerine Kadastro Komisyonunca 67 parsel 34652 metrekare olarak Satılmış çocukları Ali Osman ile Gülüzar adlarına 1/2'şer paydan tesbit edilmiştir. İtirazı, Kadastro Komisyonunca reddedilen davacı Ali, miras yoluyla geçen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine ve çekişmeli parselin davalılar adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında dava konusu olan taşınmazın davacının babası İbrahim'e ait iken, ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği hususunda bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, İbrahim'in ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmişse davalıların bayiine isabet edip etmediği konusundadır. Mahkemece bu konuda yapılan araştırma yeterli olmadığı gibi, satış ve kullanım konusundaki beyanlarda çelişkilidir. Mahkemece taksimin varlığı, satış ve kullanma konusu yeterli şekilde açıklığa kavuşturulmadan karar verilmesi isabetli değildir. Doğru sonuca varılabilmesi için; mahallinde yapılacak keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından muris İbrahim'in ölümünden sonra terekesinin taksim edilip edilmediği, edilmişse bu parselin kime isabet ettiği, davalılara satılıp satılmadığı, satılmışsa kimin tarafından satıldığı, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı etraflıca sorulup gerektiğinde muristen intikal eden tüm taşınmazlarla ilgili tutanaklar getirtilip incelenmeli, bilirkişi ve tanık sözleri arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilip bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.
Sonuç: Temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 05.06.1997 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy